Anastasiadis’in savunduğu “AB ilkeleri ve değerleri temelinde TEK VİTESLİ devlet” çözümü, ÜNİTER dev

 
Sabahattin İsmail
   

      Sabahattin İsmail

Anastasiadis’in savunduğu “AB ilkeleri ve değerleri temelinde TEK VİTESLİ devlet” çözümü, ÜNİTER devlet istediğinin kanıtıdır (2)
 
Dünkü yazımda Rum yönetimi Başkanı Anastasiadis’in “TEK VİTESLİ DEVLET” istemesinin, “Rum çoğunluğun Türk azınlığı yöneteceği ÜNİTER DEVLET” anlamına geldiğini, bunun ise hakimiyetçi, hegemonyacı ve ırkçı bir zihniyete sahip olduklarını yeniden kanıtladığını, çözümün bu nedenle sağlanamadığını ortaya koymuştum…
Anastasiadis ve Rum siyasi liderliğinin hakimiyetçi-hegemonyacı zihniyeti ve “Rum çoğunluğun yöneteceği ÜNİTER DEVLET” hedefi, sadece “TEK VİTESLİ DEVLET” istemesinden değil, aynı zamanda “AB İLKELERİ VE NORMLARI TEMELİNDE ÇÖZÜM” talebinden de bellidir…
“Bu nasıl olabilir?” diye sorulabilir..
O nedenle bugün de “AB İLKELERİ VE NORMLARI TEMELİNDE ÇÖZÜM” ısrarlarının ne anlama geldiğini ortaya koyacağım.
 
AB İLKELERİ TEMELİNDE ÇÖZÜM NEDİR?
 
“AB ilkeleri ve değerleri temelinde çözüm” şu demektir:
- Kıbrıs Türkleri ve Türkiye, AB gibi, “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin ( Rum devletinin) birliğini, bölünmez bütünlüğünü, tüm ada üzerindeki tek ve bölünmez egemenliğini, tek kimliği, tek vatandaşlığı, tek temsiliyeti ve tek vatandaşlığı tanımalı ve çözüm bu temelde olmalıdır
- AB gibi, bu devletin BM ve AB üyeliğini ve tüm uluslararası kuruluşlarda Kıbrıs’ın bütününü ve Kıbrıs Türklerini de temsil ettiğini tanımalıdır...
- Kıbrıs Türkleri, kurmuş oldukları, kendi deyişleriyle “sahte devlet KKTC’yi” dağıtmalıdır...Kıbrıs Türkleri “azınlık” olarak “Kıbrıs Cumhuriyeti”ne katılmalıdır...
- AB üyesi bir ülkede, kendi deyişleriyle “yabancı işgal orduları” bulunamayacağı için, Türk askerlerinin tümü adadan çekilmelidir...
- “Yabancı” devletler AB üyesi bağımsız bir ülkenin rızası hilafına garantörü olamayacağı için garanti anlaşması feshedilmelidir
- AB üyesi bir ülkede sınırlar olamayacağı, serbest dolaşım, serbest yerleşme ve serbest mülk edinme denen 3 özgürlükler kısıtlanamayacağı için Rumların Kuzeyde serbestçe dolaşmaları, mülk almaları ve yerleşmeleri kısıtlanmamalıdır, sınırlar da kaldırılmalıdır...
- AB üyesi bir ülkede, insanların mülklerine gidememesi kabul edilemeyeceği için tüm Rum göçmenler Kuzeydeki eski mülklerine geri dönmelidir...
- AB üyesi bir ülkede ibadet serbest olması gerektiği için Kuzey’deki 270 kilise ve manastır tamir edilerek Rum Kilisesine devredilmelidir
- AB üyesi bir ülkede 2 ayrı ekonomi olamayacağı için ekonomi birleşmelidir
- İki egemen devletli bir yapı yerine, Almanya’da olduğu gibi, ayrı egemenlikleri olmayan iki eyaletli bir federasyon kurulmalıdır…
- Böyle bir çözümde, “AB ilke ve değerlerine aykırı olduğu için”, kalıcı derogasyonlar olmamalıdır; anlaşmanın AB’nin birincil hukuku olması söz konusu olmamalıdır.
 
BUNUN ANLAMI 1974 ÖNCESİNE DÖNÜŞTÜR
İşte Yunanistan ve Rum yönetimi yetkililerinin “ AB ilke ve değerleri ile AB normlarına dayalı çözüm” derken kastettikleri, böyle bir sözde “çözümdür”...
Bir başka deyişle, tüm Kıbrıs’ın tapusunun kendilerine verilmesi, Türk Halkının Rum devletine yamalanması, 1974 öncesine dönüş ve Türkiye ile Kıbrıs’ın bağlarının koparılmasıdır...
Kıbrıs Türk halkını egemenliği olmayan bir azınlık olarak Rum devletine yamalamaktır; Halkımızı Rum çoğunluk içinde OSMOSİS yolu ile eritmektir...
 
AB NEZDİNDE LOBİ YAPIYORLAR
 
İşte Anastasiadis böyle bir çözümü sağlamak için AB’ın müzakerelere taraf olmasını, AB temsilcisinin masaya oturmasını ve Türk tarafına baskı yapmasını istemektedir…
Bu amaçla sık sık AB’ın önde gelen ülkelerine ziyaret yapmakta, AB Komisyonu yetkilileri ile görüşmekte ve yardım istemektedir…
Son olarak Yunanistan Başbakanı Samaras’ı da devreye sokmuş ve AB Komisyonu Junker nezdinde lobi yapmasını sağlamıştır…
 
MİLLİ POLİTİKA NE OLMALI?
 
AB’ı arkasına alan ve giderek artan Rum-Yunan cüretine karşı izlenmesi gereken milli politika, KKTC’nin bağımsız-egemen varlığını, sonsuza dek yaşamasını, çözümün ancak iki eşit egemen devlet temelinde olmasını, kalıcı derogasyonları ve anlaşmanın AB’ın birincil hukuku olması gerektiğini kararlılıkla ve ödünsüz olarak savunmaktır...
Bu bağlamda “AB NORMLARI, AB İLKE VE DEĞERLERİ, TEK VİTESLİ DEVLET ” kavramlarının ne anlama geldiğini çok iyi bilmek yaşamsal önemdedir. 
KKTC; Kıbrıs Türk Halkının ve kopmaz-ayrılmaz bir parçası olduğu büyük Türk Ulusunun Kıbrıs adasında, tarihten, coğrafyadan ve uluslararası anlaşmalardan gelen tartışmasız ulusal çıkarlarının ifadesidir, sembolüdür, koruyucusudur...
Anadolu’nun güvenliğinin, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki stratejik ve ekonomik çıkarlarının, Anadolu’nun bütünlüğünün ve adadaki bağımsız Türk varlığının sonsuza dek korunmasının teminatıdır...
“ AB değerleri temelinde Birleşik Kıbrıs, BM ve AB ilkeleri temelinde TEK VİTESLİ DEVLET çözümü” diyerek KKTC’nin tasfiye etmek, Türk ulusal çıkarlarının yok edilmesi, anlaşmalardan kaynaklanan meşru hak ve çıkarların terk edilmesi, Anadolu’nun parçalanmasına kapı açılması demektir...
Böyle bir sözde çözümü asla kabul etmeceğimizi Rum da, AB da, tüm Dünya da çok iyi bilmelidir. 
Böylesine şerefsiz bir sözde çözümü Türk Ulusuna dayatmaya kimsenin gücü yetmez…
6.8.2014
Sabahattin İsmail

Sayfamızı Paylaşın:

Etiketler:

Sayfa Yorumları (0 )
  • ...

Yorum Ekleyin