Hakan İkizer
   

      Hakan İkizer

Güney  Kıbrıs Rum Yönetimi’nin en önemli dini liderlerinden biri olan Hrisostomos, ilk kez çok doğru bir açıklamada bulunarak, Kuzey Kıbrıs ile Güney Kıbrıs’ta iki halk arasında iki devletli bir yapının oluşturulması yönünde kendi fikrini serbestçe açıklamıştır. Arkasından 24 saat geçmeden Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ilgilileri adı geçen şahsı yerin dibine sokarak öyle bir kuruluşun söz konusunun olamayacağını belirterek, akabinde ilgili şahsın fikir değiştirmesine neden olmuşlardır.  Ben şahsen  ilgili şahsa bravo diyerek, Kıbrıs’ta iki halkın iki ayrı eşit devlet olarak yaşamlarını devam ettirmeleri konusundaki görüşlerine aynen katılarak, kendisini özellikle kutlamak isterim. Ancak en üst düzeyde bir din adamının verdiği sözden geri dönmesi ona olan inanırlılığını olumsuz etkileyecektir.

 

    Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ilgilileri ve halkı her ne kadar Kuzey’deki Kıbrıs Türk halkını bir azınlık statüsünde görmekte direnmekte iseler de, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti’ni kuran Kıbrıs Türk halkı, bilindiği üzere 15 Kasım 1983’te Self-Determinasyon hakkını kullanarak büyük bir çoğunlukla Kuzey Kıbrıs Türk cumhuriyeti Devleti’ni kurmuşlar ve 34 yıldır bugüne kadar Devletlerini canla başla korumaya ant içmişlerdir. KKTC Devleti 34 yıldır ayakta dimdik durarak varlığını ve güvenliğini sağlayarak geleceğe önemli adımlar atarak ilerlemesine devam edecektir.

 

    Her ne kadar komşu ve yakın İslam ülkeleri devletlerinden tanınma konusunda bir açıklama yapılmadığı ve tanımak üzere bulunan ve tanıyan ülke devletleri de ABD‘nin baskıları ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devletini tanımaktan vazgeçmişlerdir. 

 

    Şimdilerde Türkiye Cumhuriyeti Devletine düşen biran önce İslam Ülkeleri Devletleri ile sıkı işbirliği içinde, en kısa bir sürede Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devletini tanımaları için gereken çalışmaları hızlandırarak KKTC Devleti’nin tanınmasını sağlamak olmalıdır. Çünkü bugüne kadar çok geç kalınmıştır.

 

    Bundan sonra KKTC Devletinden geri adım atmak söz konusu değildir. Azınlık, çoğunluk, federasyon, konfederasyon artık geçerliliğini yitirmiştir. Kuzey Kıbrıs’ta hiç kimse KKTC Devletinden geri adım atılmasını beklememelidir.

 

    Kıbrıs’ta her iki halk devletlerini kurmuşlar, barış, huzur ve güvenlik içinde yaşamlarını sürdürmektedirler. Sıfır asker, sıfır garantiler artık çok gerilerde kalmışlardır. Her iki devlet anlaşarak adada huzur ve güveni  birlikte sürdürmeleri için çaba göstermelidirler.

 

    Adada sadece Türklerin ve Rumların askerleri değil, İngiliz ve Fransızların da üs ve askerinin bulunduğu herkes tarafından bilinmektedir.

 

    Kıbrıs’ta Türk askerinin çekilmesi şöyle dursun, aksine Kıbrıs Türk halkının barış, huzur ve güvenliğinin sağlanması için Türk askerinin adada devamlı bulundurulması, hatta Kıbrıs Rum askeri varlığının üstünde bir rakama ulaştırılması için çalışmaların yapılması gerektiğine inanmaktayım.

Kıbrıs’a  ulaştırılan suyun Kuzey Kıbrıs’ın her tarafına ulaştırıldığı, susuz ve kurak mıntıkaların kalmadığı gibi Güney Kıbrıs’ın da su ihtiyacını karşılayacak düzeyde olduğu bilinmektedir.

 

Daha yeni olarak başlamakta olan denizin altından Kıbrıs’a borularla elektrik getirilmesi çalışmaları hızla devam etmekte olup, Güney Kıbrıs Rum halkının ihtiyaçlarını da karşılayacak düzeydedir.

 

Eskiden olduğu gibi elektrik trafolarının arızalanmaları durumlarında karşılıklı olarak Kıbrıs Türkleri Rumlardan, Rumlarda Türklerden yararlanmışlar birlik ve beraberliklerini sürdürmüşlerdir.

 

Kıbrıs’ta yakında yapılacak olan genel seçimlerden sonra hükümetler kurulduğunda her iki taraf Kıbrıs Türk halkı ve Kıbrıs Rum halkı olarak, birlikte ve beraberlik içinde kendi devletlerinin yapacağı görüşmeler sonunda bir anlaşmaya varmaları beklenmektedir.

 

Kıbrıs Türk halkının Devletini tanımamakta ısrarcı olan Rum Devletinin de, Kıbrıs Türk Devleti tarafından tanınmayacağı ve görüşmelerin ancak, iki eşit devlet durumunda devamı halinde sürdürülmesi gerektiği üzerinde, Kıbrıs Türk Devleti de ısrarcı olmalı ve herhangi bir müzakerelere devlet düzeyinde tanınmadığı takdirde devam edilmemesi gerektiği üzerinde önemle durulmalıdır diye düşünüyorum.



Hasan İKİZER
hasan_ikizer@hotmail.com

Sayfamızı Paylaşın:

Etiketler:

Sayfa Yorumları (0 )
  • ...

Yorum Ekleyin