Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

 
Hakan İkizer
   

      Hakan İkizer

Kıbrıs Türk halkının 17 Haziran 1983’de halkoylaması hakkını kullanarak, 15 Kasım 1983’de Kıbrıs Türk Federe Meclisinin almış olduğu kararla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti, Meclisteki oylama sonucunda oybirliği kararıyla kurulmuştur. O günden bugünlere kadar 33 yıldır dimdik ayakta varlığını sürdürmektedir. Yine bundan sonrada Kuzey Kıbrıs Türk halkı kendi devletinin bekası için elinden gelen çabayı göstermekten geri kalmayacaktır. Bugünlere kolay gelinmemiştir. Şehitler, savaşlar verilerek kazanılan başarılardan sonra, bundan geri atmak söz konusu olmamalıdır.

 

Güney Kıbrıs Rum halkı da güneyde Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’ni kurarak iki ayrı devlet halinde varlıklarını bugüne değin sürdürmektedirler. Kuzeyde bizi sadece Türkiye’nin tanımasına karşılık, güneydeki devleti AB’nin tanıması ve üyeliğe alması, ileride bizleri de diğer ülkelerin tanımaması veya AB’nin üyeliğe almaması anlamına gelmemektedir.

 

Her ne kadar yapılmakta olan müzakerelerde Kıbrıs Türk halkı bilgilendirilmemekte ise de, yapılan görüşmelerden sızan haberlerin pek olumlu olduğu söylenemez. Merhum Denktaş ile Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Klerides arasında yapılan görüşmelerde, Kıbrıs Türk halkı ile Kıbrıs Rum halkının Kuzeyden güneye ve güneyden kuzeye geçerek halkların kendi yerlerine geçişleri sağlanmış olmaktadır. Bundan sonrada kuzeye Rum halkına geçiş iznini verilerek yerleşmeleri söz konusu edilmemelidir.

 

Kuzeydeki Kıbrıs Türk halkının en son yapılan sayımda 305 bin nüfusa karşın güneydeki Rum halkının 850 bin nüfusun dikkate alınarak 1/3 oranı göz önüne alındığında, Kuzeyle güney arasındaki yerleşim oranlarının da uygun ve orantılı olduğu söylenebilir. Kaldı ki Makarios zamanında kuzeyden diğer ülkelere göç etmek zorunda bırakılan Kıbrıs Türk halkı şimdiki nüfustan çok daha fazla olduğu bilinmektedir. 350 bin Türk nüfusun değişik ülkelere göç etmek suretiyle kuzeydeki nüfusu yarı yarıya düşürmüş olmaktadırlar.

 

Kıbrıs’ta yapılan savaşlar ve meydana gelen yerleşimler sonucunda 30 Aralık 1963’de Türk ve Rum kesimlerini ayıran “Yeşil Hat” sonucunda yerleşimler yapılmış ve her iki tarafta bunu kabul etmişlerdir. Yeşil Hattı çizende Birleşmiş Milletler Barış Kuvveti Komutanı olan İngiliz General Peter Young tarafından Yeşil kalemle çizildiği için yeşil hat olarak da anılmaktadır.

 

Kuzey Kıbrıs Türk halkından bazı siyasi parti liderlerinin güneye geçerek ilgililerle özelliklede Anastasiadis ile görüşmeleri onaylanacak bir durum değildir. Şimdiye değin güneyden kuzeye geçerek hiçbir Rum siyasi parti liderinin kuzeyde Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile görüşmüş veya konuşmuş olduğunu ben hiç görmedim ve bilmiyorum da bunları onaylamakta söz konusu değildir.

 

Yapılan önceki konuşma ve görüşmelerde merhum Denktaş’ın %35’lerden %29.5’e kadar indiği söylenmekte ve yazılmaktadır. Halbuki şimdilerde ortada fol yok yumurta yokken gerilemelerin %28.5’e kadar indiği söylenmektedir.  Halbuki Kıbrıs vakıf malları dikkate alındığında bu oranın çok daha üstünde olması gerekmektedir. Aynı zamanda olmadık yerlerden Rum kesimine bol kepçe dağıtılarak adanın kuzey burnu Karpaz’dan ve eski adı Omorfo olan (Güzelyurt) yerlerinin verilebileceği üzerinde sözler edilebilmektedir.

 

Rumların tekrar kuzeye geçerek Kıbrıs Türk halkı arasına yerleşmeleri söz konusu dahi edilmemelidir. Güneyde bırakılan Baf, Limasol ve Larnaka’nın verildiği, düşünülmekte olan Gazimagosa’nın varoşlarındaki savaşla alınan Maraş yerleşim biriminin de bırakılacağı söz konusu edilmekte daha başka yerlerin istendiği dile getirilmektedir.

 

Kuzey Kıbrıs’ta siyasi parti liderlerine bu konularla ilgili görüşmelerden hiçbir bilgi sır gibi saklanmakta ve verilmemektedir. Özellikle siyasi parti liderlerine müzakereler konusunda gerekli ve doyurucu bilgilerin verilmesi hatta iktidardaki parti liderlerinin de bu konuda bilgilendirilmeleri gereği üzerinde durulmalıdır. Hatta burada Başbakan Yardımcısı veya deneyimli Dışişleri Bakanının da müzakerelere katılmasının gerektiği üzerinde düşünülmeli idi.

 

Açıkça belirtilmeli ve Kıbrıs Türk halkının da gereken bilgi ve aydınlatılmaları sağlanmalıdır. Yarın yapılacak bir referandum sonucunda Kuzey Kıbrıs Türk halkı bilgilendirilmeden nasıl oy kullanabileceği üzerine önemle durulmalıdır.

 

Bilinmelidir ki, Kuzey Kıbrıs Türk Devletinden vazgeçilmesi, Kuzey Kıbrıs’taki Türk halkının içine 70-80 bin Rum halkının yerleştirilmesi halinde gelecekte çok büyük anlaşmazlıklara ve çözülemeyecek sorunlarla baş başa kalınması ile karmaşıklığa yer verilmesi yönüne gidebileceği sağlanmış olacaktır.

 

Kıbrıs Rum Yönetimin ve Yunanistan’ın şimdiye değin hiçbir anlaşma yönünde önemli katkıları olamadığı gibi devamlı zorluklar çıkardıkları bilinmektedir.

 

Bir de iki kesimliliğin olmadığı bir anlaşmada, garanti ve güvenlik, egemenlik ve askeri birliklerin mevcudiyetlerinin istenmediği, yapılmakta olan müzakerelerde  dile dahi getirilmediği, neyin müzakere edilip, nelerin edilmediği açık ve seçik olarak ortada olmayan ve açıklamaların yapılmadığı bir ortamda, Kıbrıs Türk halkının ileride değil ama, çok kısa bir zamanda  uzlaşmaz bir tutum sergileyen Kıbrıs Rum kesiminden yapılabilecek bir saldırı ihtimali karşısında, Kuzey Kıbrıs Türk halkı silahsız ve savunmasız kalındığı taktirde, adanın geleceği konusu nasıl düşünülmemektedir. Doğrusu merak ediyorum.

 

Özellikle güvenlik, askeri güçlerin ve garantörlüğün olmadığı bir Kıbrıs’ta, anlaşma sağlandığı taktirde Kuzey Kıbrıs Türk halkının da ne  kadar bir zaman sonra Rumlara ve Yunanistan’a karşı durabileceği konusu üzerinde de önemle durulması gerekir diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Böyle bir durumda Kıbrıs Türk halkının yapılacak bir halk oylamasında hayır oyu kullanacağına yürekten inanıyorum.


Hasan İKİZER
hasan_ikizer@hotmail.com

19.12.2016

Sayfamızı Paylaşın:

Etiketler:

Sayfa Yorumları (0 )
  • ...

Yorum Ekleyin