Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti (15 Kasım 1983)

 
Hakan İkizer
   

      Hakan İkizer

 Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türkler de yaptıkları ayrı ayrı halkoylamaları (referandum) sonucunda kendi devletlerini kurarak Kıbrıs’ta iki eşit halkın ve devletin olduğu gerçeği dile getirilmektedir. Kıbrıs’ta şimdilerde aşiret, azınlık, toplum yok, iki ayrı ve eşit Kıbrıs Türk halkı ile Kıbrıs Rum halkı bulunmaktadır. Halktan topluma dönülürse karşı taraf ileride sizi toplum olarak da görmez, aşiret, azınlık ve başka sözcüklerle ifade etmeye başlarlar. Buna meydan vermemek lazımdır. Kendini kanıtlamış ve halkoylaması yapılarak (referandum) kendi ayrı devletini kurmuş olan Kıbrıs Türk halkına başka sözcükler yakıştırmak doğru değildir. Kıbrıs’ta uzun zamandır iki ayrı halk, iki ayrı devlet yasal olarak bulunmaktadır. Kuzeyde Kıbrıs Türk halkının devleti ile güneyde Kıbrıs Rum halkı devleti fiili (de facto) olarak varlıklarını sürdürmektedirler. Kuzeydeki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devletini tanıyan tek ülke Türkiye Cumhuriyeti Devleti olmuştur. Daha sonra Bangladeş Devleti tanımış, arkasından Pakistan Devletinin tanıması sırada iken ABD’nin baskıları sonucu Pakistan Devleti de tanımaktan vazgeçmiş,  Bangladeş Devleti ise  tanımasını geri almıştır. ABD devamlı olarak Türkiye’nin önüne engeller çıkarmakta, her durumda her zaman güçlükler göstermekte, önünü kesmekte, gelişmesini geciktirmektedir.

 

    Kıbrıs’taki BRT spikerleri ve Meclis dahil Kıbrıs Türk halkı yerine halen Kıbrıs toplumu sözcüğünü kullanmaları yadırganacak bir durumdur. Keza bazı bakanların ve parti genel başkanlarının dahi aynı sözcüğü kullanmaları üzücüdür. Aynı durum BRT spikerlerinin Türkçe karşılıkları olmasına karşın çarşı, pazar yerine bandabulia  (Rumca) ve diğer bazı sözcükleri kullanmaları kabul edilemezdir. Bazı parti genel başkanlarının güneye giderek hiç yeri yokken Anastasiadis’i ziyaret etmesi konuşmalarında halen Kıbrıs Türk halkından toplum diye söz etmesi, yeşil renk varken (yeşilada) Kıbrıs’ı tamamen sarı renkte göstermeleri doğrusu hiç de hoş karşılanmamaktadır. Bazı kişilerin hatta gazete yazarlarının bile yazar veya konuşurken araya değişik ülkelerin sözcüklerini sokarak yazıp konuşmaları Türkçeye uygun anlaşılır değildir. Dilimize özen gösterilmelidir. 

 

    Bu yıl sonuna kadar Kıbrıs’ta herhangi bir anlaşmaya varılamayacağı Kıbrıs Rum kesiminin inatçı ve ısrarlı tutumları sayesinde, Kıbrıs Türk halkının egemenlik, güvenlik, eşitlik, garantörlük haklarını görmezden gelerek, Rumların müzakereleri uzatmak niyetinde oldukları açık ve seçik olarak ortada görülmektedir. İşi zamana uzatarak Kıbrıslı Türkleri usandırıp, bıktırarak egemenlikleri altına almak istemektedirler.

 

    Kıbrıs Türk halkı Osmanlı zamanında, İngiltere yönetimi zamanında da Rum halkından çoğunlukta bulunmakta idi. Zamanla Yunanistan ve diğer yerlerden getirilen Rumlarla çoğunluğa ulaşmışlardır. Çoğunluk demek Kıbrıs Türk halkının haklarını kabul etmemek, ellerinden almak demek değildir. Makarios’un yaptığı baskı ve zorunlulukları nedeniyle Kıbrıslı Türklerin çoğu, zamanla adadan ayrılmak suretiyle çoğunluğun, Türkiye’ye ikiyüzbin, İngiltere’ye yüzbin, Avusturalya’ya otuzbeşbin, ABD’ye onbin, Kanada’ya beşbin nüfus göç etmişler ve böylece Kıbrıs’taki Türk nüfusu azalmıştır.  Egemenlik, güvenlik, eşitlik, garantörlük olmadan birleşik bir Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti kabul edilemezdir. KKTC Devleti ile birleşme olmadığı taktirde konfederasyon kaçınılmazdır.  Türk tarafının bütün önerilerini kabul etmeyen Rum Yönetimi, kuzeyde Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti ile güneyde Rum Cumhuriyeti Devleti’ne razı olacaktır.

 

    Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Girye Nikos Anastasiadis’in Kıbrıs’lı liderlerle Cumhurbaşkanı Akıncı ile İsviçre’de Mont Pelerin  Zirvesi’nde gerçekleştirilmekte olan görüşmelere gitmeden önce Sefa Karahasan’ın Lefkoşe’den Milliyet Gazetesinde yazdığına göre Anastasiadis “Biz olabildiğince daha iyi, daha güvenlik içinde yaşanacak bir devlet için çalışıyoruz” demiştir sözlerine aynen katılıyorum. Bizim tarafımızın da biz sözcüğünden sonra de ekini ekleyerek “Biz de olabildiğince daha iyi, daha güvenlik içinde yaşanacak bir devlet için çalışıyoruz” diyerek karşılıklı görüşmelerin devamı arzusunu dile getirmelerini bekliyorum. “Anastasiadis Kıbrıs sorununun çözümü aciliyet arz ediyor” diyerek “Tehlikeler de artıyor olası bir kötü çözüm veya çözümsüzlük de tehlikelere yol açabilir. Tehditlerde geri adım atmam söz konusu olamaz.” demekle  bu sözlere Kıbrıs Türk tarafının da bir itirazı olacağını sanmıyorum. Buraya kadar her iki taraf da rahatlıkla anlaşabilir diye düşünüyorum. Türk tarafının bir tehdidi şimdiye değin söz konusu dahi edilmemiştir.

 

    Son paragrafta Girye Anastasiadis “Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına  Kıbrıs vatandaşlığı için, önce 4 Yunanistan vatandaşına Kıbrıs vatandaşlığı verilmesi gerekecek” ifadelerinde bulunmuştur.

 

    Girye Anastasiadis bu son paragrafta herhalde rakamları karıştırarak ters kullanmıştır. Doğrusu ise Yunanistan vatandaşına Kıbrıs vatandaşlığı için bir, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına Kıbrıs vatandaşlığı için  önce 4 verilmesi gerekecek ifadelerini kullanması daha doğru olurdu ki hiç değilse adadaki nüfus dengesi de böylece sağlanmış olurdu.

 

    Nüfus dengesi sağlandıktan sonra geri kalan sorunların çözülmesi ise çok uzun zaman gerektirmeden en kısa bir süre içinde  anlaşmaya varılacak ve böylece de Kıbrıs anlaşmazlığı çok kısa bir zamanda her iki tarafça da çözülerek hakça bir çözüme kavuşmuş olacaktır.

 

    Genellikle savaşlarda kazanan, galip gelen ülkelerin, mağlup olan tarafa toprak verildiği nerede görülmüştür ki; Kıbrıs’ta verilsin. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti güneyde bıraktığı Baf, Limasol ve Larnâka kentlerinden söz ediyor mu?

 

    Kıbrıs’ta nüfus dengesinin sağlanması için Gazimağusa’nın varoşlarından başlamak suretiyle her yıl diğer ülkelere gönderilmek zorunda bırakılan toplam üçyüzellibin Kıbrıs’lı Türk’ün sırasıyla Türkiye, İngiltere, Avusturalya, ABD ve Kanada’dan Kıbrıs’a gelecek olan Kıbrıs vatandaşı Türklere Maraş’ta her yıl yetmişbin kişiye ev yapılarak yerleştirilmelerinin sağlanmasına çalışılmalıdır. Ta ki Rum ve Yunanlılar bir anlaşmaya varıncaya kadar beş yıl içinde nüfus dengesi de böylece sağlanmış olacaktır. Kıbrıs’ta iki devlet, kuzeyde Türkler, güneyde Rumlar, kabul edilen yeşil hat hududu ile her iki devletin de sınırlarının devamlılığının korunması sonsuza dek güvence altına alınması sağlanacaktır.


Hasan İKİZER
hasan_ikizer@hotmail.com

11 Kasım 2016

Sayfamızı Paylaşın:

Etiketler:

Sayfa Yorumları (0 )
  • ...

Yorum Ekleyin