Unutulmayan Hayvanlarımız

 
Hakan İkizer
   

      Hakan İkizer

Milliyet Gazetesindeki ‘Dum Dumun Vedası’ yazınızı sonuna kadar okuyarak duygulanıp gözyaşlarımı tutamadım, geçmiş olsun, başınız sağolsun, acılarınızı paylaşıyorum. 
 
Birden benimde aklıma abimle birlikte kurtarmış olduğumuz keçimiz, kaybettiğimiz dişi merkebimiz ve simsiyah gözleri pırıl pırıl parlayıp ışık saçmakta olan çok sevdiğim kedimizle kara yılan hakkında yazmış olduğum yazı geldi. 
 
Köyümüzdeki evimizde beslediğimiz kümes havyaları tavuk, tavşan, keçi, koyun, kedi, at, kısrak, katır, merkep vb. vardı. 
 
Önce keçi ve koyunlarımızı otlattıktan sonra hep birlikte hayvanları sulamak için suya abimle birlikte götürmüştük. Hayvanlar birbirleri arasına karışarak,  daha önce su içmek için yalakların başına ve üstü açık olan kuyunun etrafına toplanarak su içmeye başlamışlardı. Bu arada keçilerimizden biri itiş kakış sonucunda kuyunun içine düşerek me me diye bağırmaya başlamaz mı? Abim üstünü çıkararak kuyunun içindeki basamaklara tutunup aşağıya inerek keçimizi boğulmadan yukarıya çıkarmayı başarmıştı. Ben o zamanlar ya ilkokul sonda ya da ortaokul birde öğrenci idim. Ne kadar çok sevindiğimi unutamam keçimizi (oğlak) kucağıma alarak sevip okşadığımı anımsıyorum
 
Bir ara dişi eşeğimiz (merkep) yavrulamış ancak henüz üstüne binip gezmek için çok erken olduğundan onu da sevip su ve yemini vermek için gözüm gibi sever ve korurdum. Bir gün okuldan döndükten sonra evimizin önündeki avluda ölmüş ve vücudunun şişmiş olduğunu görünce ne kadar üzülüp ağladığımı unutamam. Anneme  ve babama neden öldüğünü sorunca herhalde şiştiğine göre birilerinin onu zehirlemiş olabileceğini bana söylemişlerdi. Ayaklarını iple bağlayarak çekmek suretiyle köyden uzak bir yere götürüp, boyuna göre kazdığım çukurun içine gömüp üstünü toprakla örtmüştüm. 
 
Kedimize gelince köyde (Gökağaç) ilkokuldan çıkmış evimize gidiyordum. Etraf çok sıcak yazın ortaları sanıyorum, her taraf sıcaktan kaynıyor. Bir ara simsiyah bir kara yılan (zehirsiz) kedimizin boynuna sarılmış, onu sıkıp boğmaya çalışıyor, kedimizde kara yılanın başını yakalamış ısırmakta, birbirleri ile can pahasına mücadele etmekte idiler. Birden annem anımsadığım kadarıyla eline bir süpürge veya saplı kürek alarak arkalarından koşmuş ve kedimizi kurtarmak için adeta yarışa kalkmıştı. Bahçemizdeki çok çeşit meyve ağaçları, suladığımız salatalık, domates, biber, patlıcan, patates, turp, havuç, nane, maydanoz ve benzeri tohum ve fidelerden ekip dikmiş olduğumuz diz boyunu geçmiş, uzamışlar hem biz hem komşular yararlanıyoruz. Ne yılan kedimizi ne de kedimiz yılanı bırakıp kurtulmak yoluna gitmezken, annem onları ayırmak için arkalarından koşmuş, ancak nafile. Yılanla kedi büyümüş uzamış olan fidelerin arasına sürünerek girmek suretiyle gözden kaybolmuşlardı. Ertesi gün fidelerin arasında her ikisini de ölmüş bulmuştuk. Ne kadar üzüldüm bilemezsiniz, kedimiz için bahçemizin kenarında çitlerin arasına bir çukur kazarak onu gömmüştüm. 
 
Evlendikten sonra küçük kızımıza komşular bir kaplumbağa hediye etmişlerdi daha sonraları ölünce onun yerine kendisine bir muhabbet kuşu alarak kafes içinde beslemeye başlamıştık. Bir yılbaşı gecesi kafesi açarak evin içinde salonda dolaşmış ve kızımızın başına konmuş, fotoğrafını çekmiştik. Kuşu telli kafesinin içine koyup saat 24.00 dan sonra salonun penceresini açıp kısa bir süre havalandırdıktan sonra kapattıp yatmıştık. Sabahleyin kuşun kafesin içinde öldüğünü görünce eşimle birlikte çok üzülmüştük. Kızımıza kuşunun ölmüş olduğunu söyleyemedik. Kafesini açarak uçup gittiğini üzülmemesi için söylemiştik. 
 
Tatile gittiğimizde yanımızdaki komşunun kafesinde kendi kuşuna benzeyen başka bir kuşu görünce, bize kendi kuşunun buraya uçup geldiğini söylemişti. O kuşun kendi kuşu olamayacağına kızımızı zor inandırmıştık. 
 
Şimdilerde kızımız ile damadımızın yavru civcivler kadar iken alıp beledikleri bembeyaz pamuk gibi kocaman olan bir tavşanla oynayıp onu seviyor, kucağımıza alıp, okşuyor onunla avunuyoruz inşallah ona bir şey olmaz diye dört gözle bakarak suyunu, yemini, marul ve havucunu hiç eksik etmemekteyiz. Onu kaybedip üzülmektense bir yerlere veya hayvanat bahçesine vermeyi düşünmekteyiz. 
 
Sonlarına geldiğim şu anda bile gözlerim dolu dolu oluyor, sevimli tavşanımıza sağlıklı ve uzun yıllar  dileklerimle. Muhabbet kuşu ile ilgili resmi bulamadığım için üzgünüm. Aşağıdaki resimde kızım Ayça Yörükoğlu ile tavşan birlikte görülmektedir. 
 
 Hasan İKİZER
hasan_ikizer@hotmail.com
 

Sayfamızı Paylaşın:

Etiketler:

Sayfa Yorumları (0 )
  • ...

Yorum Ekleyin