Erdoğan: "Gerekirse İHA’ların sayısı daha da artabilir”

Erdoğan: "Gerekirse İHA’ların sayısı daha da artabilir”

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, KKTC'ye gönderilen İHA'lara ilişkin "Bunların gerekirse, sayılarını daha da artırma durumumuz söz konusu” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Cenevre’de gazetecilerin sorularını yanıtladı.

“İhtiyaca göre her şey, her an değişebilir” diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bunun yanında zaten Libya kendisi bu tür ihtiyaçlarını karşılıyor. Askeri Güvenlik ve İşbirliği Anlaşması aramızdaki dayanışmayı daha da güçlü kılacak. Tabii şu anda Geçitkale'ye inen İHA'ların konumu, işlevi de önemli. Bu süreci de aynı hızla devam ettireceğiz. Bu kadar uzun bir kıyı şeridine sahip olan Türkiye'nin oralarda olmaması söz konusu olabilir mi? Ama bunların hayatından, askeri güvenlik, bu tür şeyler gelmiş geçmiş değil. Onun için de ne yazık ki buna çok uzaklar ama alışacaklar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Doğu Akdeniz'de başka adımların da söz konusu olup olmayacağına ilişkin, "Bunlar gelişmelere göre anbean olabilecek adımlardır. Özellikle Libya ile aramızdaki mutabakattan sonra çok daha hareketli ve seri şekilde gidecektir. Bu işin ağırdan alınma durumu söz konusu değildir.

 

Uluçay, TÜRKPA Genel Kurul toplantısına katıldı

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Teberrüken Uluçay, Azerbaycan Milli Meclisi’nin davetiyle katıldığı, Bakü’de Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi’nin (TÜRKPA) 9. Genel Kurul toplantısına katıldı.

Toplantı sonrası alınan kararla bir sonraki toplantının dönem başkanlığını devralan Kazakistan’da yapılması bekleniyor.

Genel Kurul toplantısına; Türkiye Cumhuriyeti, Azerbaycan, Kırgızistan ve Kazakistan’ın yanı sıra Özbekistan da katılım sağladı.

TÜRKPA Genel Kurul toplantısı ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Cumhuriyet Meclisi Başkanı Teberrüken Uluçay, Kıbrıs’ı da yakından ilgilendiren birçok konunun ele alındığını, örneğin diplomaların denkliği ve somut olmayan kültürel miras başlıkları altında önemli kararların kabul edildiğini belirtti.

Uluçay, uluslararası bir toplantında temsiliyet fırsatı yakalanmasının Kıbrıs Türk halkı için önemine de değinirken, Doğu Akdeniz’de gerek hidrokarbonlar gerek deniz alanlarının sınırlandırılması konularında tansiyonun yükseldiğini, tüm tarafların işbirliğine fırsat tanıyarak ve barışçıl yolları kullanarak sorunların çözülmesi gerektiğine dikkat çekti.

Uluçay ve beraberindeki heyetin bu gece KKTC’ye dönmesi bekleniyor.

 

Başbakan Tatar, Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay ile görüştü

Başbakan Ersin Tatar Ankara’da Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile bir araya geldi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen baş başa görüşme, 1 saat sürdü. Oktay ve Tatar, daha sonra heyetler arası çalışma yemeğinde görüştü.

Çalışma yemeğinde, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Türkiye Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Bülent Aksu, Dışişleri Bakan Yardımcısı Faruk Kaymakcı ve ilgili bürokratlar yer aldı.

Güvenlik ve ekonomi başta olmak üzere bölgeyi ilgilendiren uluslararası gelişmelerin kapsamlı şekilde ele alındığı görüşmede, KKTC ile devam eden ekonomik protokole ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu.

 

Başbakan Tatar: "2020 yılı protokolünün Ocak'ta imzalanması konusunda karşılıklı anlayış içerisindeyiz"

Başbakan Ersin Tatar, Türkiye Cumhurbaşkanı Vekili ve Yardımcısı Fuat Oktay ile çok yararlı bir görüşme gerçekleştirdiğini söyledi. Tatar, "2020 yılı protokolünün Ocak ayında imzalanması için karşılıklı anlayış içerisinde Ankara’dan ayrılıyoruz" dedi.

Tatar, Oktay ile  görüşmesine ilişkin BRT’ye değerlendirmede bulundu.

Başbakan Tatar görüşmede 2019 yılına ilişkin 20 Temmuz tarihinde imzalanan protokolün geriye kalan bölümü için birtakım takvimlendirme çalışma ve değerlendirmesi yapıldığını söyledi. Tatar, önümüzdeki birkaç ay içinde kalan bölümün tamamlanması için ilgililere gerekli talimatların verildiğini kaydetti.

Başbakan Tatar, ayrıca 2020 yılının protokolünün imzalandırılması ve Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC arasında imzalanan Ekonomik Mali İşbirliği Protokolü'nün devamını sağlayacak çalışmaların zamanında tamamlanması için talimatların verildiğini söyledi.

Tatar,  Ankara ile iyi ilişkiler içerisinde, aksaklıklar ve eksiklikler varsa giderilip, tamamlanması; protokollerde ifade edilen çalışmaların zamanında yapılması taahhütlerinin yerine getirilmesi; buna bağlı yatırımların devamı altyapı çalışmalarının hızlandırlması ve teknik bakımdan birtakım eksikliklerinin görüşülmesi ve değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Başbakan Tatar, "Dolayısıyla iyi bir temas ve iyi bir görüşme olmuştur" ifadelerini kullandı.

Hem Türkiye Cumhuriyeti’nde hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde bütçe görüşmelerinin yapıldığına dikkat çeken Başbakan Tatar, böylesi yoğun bir zamanda kendilerine zaman ayıran Oktay ve ekibine teşekkür etti.

Tatar, “Ankara ile her yıl bu görüşmeleri zaten yapıyoruz. Her yıl bir sonraki protokol imzalanmadan önce çeşitli görüşmeler gerçekleştirilmekte.  Bu ziyaretimizde bu bağlamda yapılmıştır. 2020 yılı protokolünün Ocak ayında imzalanması için karşılıklı anlayış içerisinde Ankara’dan ayrılıyoruz" dedi.

 

Töre: “İHA ve SİHA’ların Geçitkale Havaalanına konuşlandırılması elzem bir durum”

Cumhuriyet Meclis Başkan Vekili Zorlu Töre, Türkiye’nin Kanal 5 televizyonuna yaptığı açıklamada İHA, SİHA ve Türkiye-Libya anlaşmasını değerlendirdi.

Töre açıklamasında “Kıbrıs meselesi Türkiyeyle-KKTC’nin ortak milli bir davasıdır. Kıbrıs adasında ve Doğu Akdenizde yaşanan ve yaşanacak olan askeri ve ekonomik faaliyetlere karşı müşterek hareketler geliştirmek tarihi bir sorumluluktur.” dedi.

İHA ve SİHA’ların Geçitkale havaalanına konuşlandırılmasını elzem bir durum olarak niteleyen Töre,  Rum kesiminin İsrail’den İHA’lar aldığını, Fransa ve Mısırla askeri tatbikatlar yapıldığını kaydetti.

Töre şöyle devam etti:

“Rum Yönetimi silahlanmaya büyük harcamalar yapıyor. Doğu Akdeniz’de 2020 yılında 9 yerde sondaj yapacağını ilan ediyor. Gelişen olaylar karşısında Türkiye’nin Türk silahlı Kuvvetlerinin gücünü Kıbrıs’ta ve Doğu Akdeniz’de caydırıcı bir güç haline getirmesi zaruridir. İHA’ların ve SİHA’ların Geçitkale’ye gelmesini selâmlıyoruz. Türkiye Kıbrıs’ta ihtiyaç duyarsa deniz ve hava üssüde kurmalıdır. Türkiye-Libya anlaşması Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin üstünlüğünü sağlamıştır. Türkiye-Libya ve KKTC Doğu Akdenizdeki en büyük deniz yetki alanını tutmaktadır. Doğal gaz bu alanlardan geçmek mecburiyetindedir. Türk düşmanlığıyla hareket edenler başarısız olmaya mahkûmdurlar.”

  Çağatay: “Sahada Rum tarafıyla dengeyi sağlamak çatışma ortamından uzaklaştırır”

Halkın Partisi (HP) Girne Milletvekili Erek Çağatay, Geçitkale Havaalanı’na İHA ve SİHA’ların konuşlandırılması noktasına gelinmesinin, Rum tarafının attığı adımların sonucu olduğunu belirtti.

HP’den yapılan açıklamaya göre konuyu değerlendiren Çağatay, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin İsrail’den 8 tane insansız hava aracı almak üzere bir anlaşma yaptığını, sadece bu anlaşmayla kalınmadığını, silahlanmaya da büyük paralar harcadığını belirti.

Çağatay açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Fransa’yla da bir iş birliği durumları var. Limanlarını savaş gemilerinin girebileceği düzeye getirmek üzere yapılmış bir anlaşma vardır. İsrail’le ayrıca Rum komandoların eğitilmesiyle ilgili bir iş birliği yapılıyor. ABD’nin 1980’li yıllarda koyduğu ambargonun kaldırılması da gündeme gelmiştir.

Tüm bunlara baktığınız zaman bir gerginliğe doğru gidildiği yönde bir değerlendirme yapabilirsiniz. Eğer biz Türkiye Cumhuriyeti’yle birlikte sahada bu adımlara karşılık adımlar atmazsak o gerginliğe gidilecektir. Sahada dengeyi sağladığımız müddetçe çatışma ortamından uzaklaşacağız. Bu çok önemlidir, çünkü eğer siz dengeyi sağlamazsanız, adımlar peş peşe gelir ve siz itirazlarınızı sürdürmenize rağmen karşı taraf bu itirazları görmezse bir noktada siz tıkanırsınız, çatışma ihtimali büyür. Sadece İHA’larla değil, biz deniz yetki alanlarımızda Rum tarafının attığı her adıma mukabil adımlar attık.”

Rum tarafının 2001’den beri Mısır, Lübnan ve İsrail gibi bölge ülkeleriyle deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşması yaptığını, münhasır ekonomik bölge ilan ettiğini belirten HP Girne Milletvekili, Rum tarafının tüm bunları tek taraflı yaptığını vurguladı.

Çağatay, “Uluslararası hukuka bakacak olursanız; bir ülkenin zenginlikleri, orada yaşayan insanların tümüne aittir. Kıbrıs adasının etrafındaki denizlerden çıkacak zenginlikler de doğal olarak tüm Kıbrıslılara ait olacaktır. Biz 1960’tan gelen haklarımızı da savunarak iki kurucu ortaktan biri olan Kıbrıs Türk halkı olarak Rum tarafının yaptığı tek taraflı anlaşmalara itiraz ediyoruz. Çünkü bu anlaşmalarda da bizim söz hakkımız olması lazım.” ifadelerini kullandı.

Hidrokarbonlarla ilgili Doğu Akdeniz’deki adımları iki açıdan değerlendirdiklerine dikkat çeken Milletvekili Çağatay, kriterlerinin Kıbrıslı Türklerin hakları ve Türkiye’nin hakları olduğunu ifade etti.

KKTC’nin 2011’de Türkiye Cumhuriyeti’yle deniz yetki alanlarını sınırlandırma, kıta sahanlığı sınırlandırma anlaşması yaptığını hatırlatan Çağatay, anlaşma sonrasında KKTC’nin Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na ruhsat vererek kendi belirlediği parsellerde sondaj, kazı yapma aşamasına geldiğini anlattı

Çağatay şunları kaydetti:

“Madem ki, Rum tarafı bu adımları atıyor, ben de atıyorum. Kıbrıs Rum tarafı egemenliğini Kuzey’e yaymak istiyor. ‘Bütün adanın sahibiyim’ demek istiyor. Biz de ‘Bütün adanın sahibi sen değilsin’ diyoruz. Biz de bu adanın sahiplerinden biriyiz ama ‘Biz Güney’in de hakimi olacağız’ demiyoruz. Hakkaniyetli ve barışçıl davranmaya çalışıyoruz. 2011’de atılan adımlar sadece sahada dengeyi sağlamaya yönelik değildir, öneriler de sunuyoruz. Temmuz 2019’da ‘gelin iki taraf da çalışmaları durdursun, bir anlaşmaya varalım. Kıbrıs meselesini kökünden çözelim, zaten yeni oluşumla zenginlikleri birlikte arayacağız’ dedik. Eğer çözüm uzaktadır, bir an evvel bu çalışmalara başlamak istiyorum da diyorsanız o zaman gelin ortak bir komite kuralım. Pozisyonlarımıza halel gelmeksizin bu konuyu birlikte ele alalım. Birbirimizi tanımamıza da gerek yok dedik.”

Katıldığı bir programda Berlin görüşmesini de yorumlayan Çağatay, “Gayri resmi bir görüşmedir” diyerek, görüşme sonrası yapılan açıklamaların da eskiden gelen belgelere dayandığını belirtti.

Çağatay bu konuda şu ifadeleri kullandı:

“Değerlendirmede Rum tarafıyla kelimeler kullanılsa da çıkan anlam birbirinden çok farklıdır. Meğer federasyondan iki taraf da çok farklı şeyler anlıyormuş. 51 yıldır bunu göremediysek, biz gerçekten Kıbrıs meselesini çözmek istemiyoruz, statükoya bağlıyız demektir. Paylaşıma dayalı girişimler sonuç getirmedi. Halkın Partisi olarak artık iş birliğine yönelmek gerektiğini düşünüyoruz. İş birliğine dayalı ortaklık bugünü heba etmemek içindir. Biz neyi kaçırıyoruz da bir türlü çözüme ulaşamadık? Şapkayı önümüze koymamız, bu soruya cevap arayıp samimi olmamız lazım. Rum tarafı gevşek federasyon istediğini söylemişti. Merkezi yönetimde dahi siyasi eşitlikten vazgeçmemiz mümkün değildir. Eğer anlaşacaksak haklarımız, kırmızı çizgilerimiz yok sayılamaz. Doğal gaz konusunda söz sahibi olmamamız mümkün olabilir mi? Federasyon güzel ve bizim istediğimiz desteklediğimiz bir modeldir. Ancak Halkın Partisi gerçekleri de gören bir partidir. Biz günü kaybediyoruz. Bugünü kaybetmeden daha fazla iş birliği yapmalıyız. Kültürel Miras ve Kayıp Şahıslar Komiteleri  sürekliliği olan iş birliğidir. Örneğin turizm konusunda iş birliği yapılsa iki taraf için de kazanç sağlayan bir adım olur.”

2017’den bu yana müzakere yapılmadığını, mevcut görüşmelerin sosyalleşmeden öteye geçmediğini belirten HP Milletvekili, BM Genel Sekreteri’nin zihniyet farklılığına yönelik açıklamasını hatırlattı.

Çağatay, “Rum tarafı tüm adanın hakimi olmak istediği sürece, egemenliğini bütün adaya yaymak istediği müddetçe bu mümkün olmayacak. Bu şartlarda biz nasıl federalizmi konuşacağız? ‘Akdeniz’deki hidrokarbonla ilgili çalışmalar benim iç meselemdir’ dedikleri anda federalizmi çöpe atmış olmuyorlar mı? Biz diyoruz ki bu ikimizin de meseledir. Kıbrıs Türkü hakkını çiğnetmeyiz.” dedi.

 CHP Genel Başkan Yardımcısı Çeviköz: "Yaptırımlar içeren yasa, Doğu Akdeniz'deki mevcut gerginliğin yatışmasına ve Kıbrıs sorununun barışçıl çözümüne yardımcı olmayacaktır"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz, ABD Senatosunda, "2020 Ulusal Savunma Yetki Yasası"nın kabulüne ilişkin, "Yaptırımlar içeren söz konusu yasa, çoklu sorunlarla karşı karşıya olan Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceğine, Doğu Akdeniz'deki mevcut gerginliğin yatışmasına ve Kıbrıs sorununun barışçıl çözümüne yardımcı olmayacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

 Milli Mücadele ve Şehitler tüm ilçelerde törenlerle anılacak

21-25 Aralık Milli Mücadele ve Şehitler Haftası’nda başkent Lefkoşa ve ilçelerde anma törenleri düzenlenecek. Kıbrıs Türk halkının varoluş ve özgürlük mücadelesinde şehit düşenler anılacak.

Anma etkinlikleri, 21 Aralık Cumartesi 08.00’de Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’ndan (GKK) Piyade Kurmay Binbaşı.Hakan Işık’ın Bayrak Radyosu ve Televizyonu’ndan yapacağı konuşmayla başlayacak.

Milli Günleri Kutlama Merkez Komitesi’nden yapılan açıklamaya göre, ikinci tören saat 09.30’da Lefkoşa Şehitler Abidesi önünde düzenlenecek. Şehitleri Anma Programı ise saat 09.50’de Atatürk Kültür Merkezi’nde yer alacak.

 

Sayfamızı Paylaşın: