“Doğal Gazda Gayri Resmi Anlaşma İçin Perde Gerisi”

Kıbrıs Türk Kültür Derneği

25 Temmuz 2020

“DOĞAL GAZDA GAYRI RESMÎ ANLAŞMA İÇİN PERDE GERİSİ”

Lefkoşa, 25 Temmuz 20 (T.A.K.): Son haftalarda Brüksel, Berlin ve New York’ta “Kıbrıs sorununu özünden saptıran ve doğal gaz konusunda ‘bumeranga’ dönüşecek” perde gerisi diplomasi yürütüldüğü haber verildi.

 

Politis, “Doğal Gazda Gayrı Resmî Anlaşma İçin Perde Gerisi” başlıklı haberinde, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, “Rum MEB’inde” sondaj memorandumu karşılığında Türkiye’yi memnun edecek bazı gerilim azaltma jestleri yapması konusunda gittikçe yoğunlaşan telkinlere maruz kaldığını yazdı.

 

Kıbrıslı Türk ve Rum temsilcilerin de katılımıyla gayrı resmî görüşmelerin yapılacağı bir mekanizmadan söz edildiğine işaret edilen haberde Türkiye’nin, Kıbrıslı Türkler tarafından kabul edilirse sondajları durdurmaya hazır olduğunu belirterek, bu maksat için de Kudret Özersay’ı ileri sürdüğü belirtildi.

 

Şekillenen sahnenin Rum yönetimi için daha da baskıcı hale geldiği belirtilen haberde, Türkiye’nin Meis adasının güneyinde araştırmalar için peş peşe Navtex yayımladığı, Avrupalıların da (AB Dönem Başkanı Almanya ve Yüksek Temsilci) olaylar kontrolden çıkmadan gerilimi yatıştırma yolu aradığı belirtildi.

 

Habere göre Avrupalılar önceliği, Türkiye ile istişareye ve ilişkilerin normalleştirilmesine veriyor. Gerilimi düşürme yöntemi olarak da Ege ve Kıbrıs konusunda peş peşe diyalog prosedürleri tercih ediyor. Bakanlar Konseyi’nin neredeyse bütün toplantılarında AB ile Türkiye arasındaki istişare kanallarının açık tutulması gereği kaydediliyor. “Coğrafya ile kavga edemeyiz” söylemi Fransa da dahil, neredeyse bütün üye devletlerin algısını yansıtıyor.

 

Gazete, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 23 Temmuz’da görüştüğü Anastasiadis’e verdiği destek Rum yönetimine, “oldukça daralan seçeneklerini gözden geçirmesi için zaman kazandırdığını” çünkü Türkiye’ye yaptırım uygulanması tercihinin 27’ler arasında oldukça düşük bir pozisyonda kaldığını kaydetti.

 

Habere göre Almanya perspektif görüyor ve Türkiye ile Yunanistan’a Ege’deki ve Doğu Akdeniz’deki anlaşmazlıklarına dair yeniden keşif temaslarına başlamaları yönünde baskı yapıyor. Angela Merkel BM müzakerelerinin yeniden başlaması konusunu götürdüğü Anastasiadis’ten, -Ekim ayından ve KKTC’deki cumhurbaşkanı seçiminden sonra- hazırız yanıtını aldı.

 

Ancak bu teyit,  gerilimi azaltmaya yeterli olmadığı gibi Anastasiadis’in Kıbrıs Türk toplumu adına özel hesap açılması ve doğal gaz gelirlerinden elde edeceği payın nüfusuna göre belirlenmesi önerisi de yeterli görülmüyor. Almanya Anastasiadis’in bu tezini, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın 2019 yazında sunduğu Kıbrıslı Türklerin ve Rumların hidrokarbonlarla ilgili ortak karar alacağı bir mekanizma oluşturulması teziyle harmanlıyor.

 

Haberde son günlerde Anastasiadis’e  “zaman yok, bir şey yapmanız lazım” mesajı ulaştığına da dikkat çekildi.

 

(ŞA/GÜL)

KIBRIS İLE YUNANİSTAN ARASINDAKİ BÖLGEDE ASKERÎ TATBİKAT

AĞUSTOS’TA RUM, YUNAN, FRANSIZ VE İTALYAN HAVA VE DENİZ UNSURLARININ KATILACAĞI GENİŞ ÖLÇEKLİ HAVA-DENİZ TATBİKATI PLANLANIYOR

 

Lefkoşa, 25 Temmuz 20 (T.A.K.): Güney Kıbrıs, Yunanistan, Fransa ve büyük ihtimalle İtalya’nın Kıbrıs ile Yunanistan arasındaki deniz bölgesinde büyük ölçekli deniz-hata tatbikatı planlamakta olduğu haber verildi.

 

Fileleftheros’un “Savunma İş birliğini Mühürlerini Vuruyorlar… Kıbrıs-Yunanistan-Fransa ve İtalya Askerî Tatbikatı” başlıklı haberine göre Güney Kıbrıs, Yunanistan, Fransa ve (gazetenin ifadesiyle) “büyük ihtimalle” İtalya, Doğu Akdeniz’de (Kıbrıs ile Yunanistan arasındaki deniz bölgesinde) geniş ölçekli bir tatbikat planlıyor.

 

“Güvenilir kaynaklar” 4 ülkeden çok sayıda askerî kuvvetin iştirak edeceği tatbikatın Ağustos’ta icra edilmesinin planlandığını ve katılımcı ülkelerin askerî kurmaylıklarının halen harekât planlarını hazırladıklarını kaydetti.

 

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in Paris ziyareti ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’la, beraberindeki Savunma Bakanı’nın da Fransız dengi ile görüşmesinden sonra Güney Kıbrıs ile Fransa’nın askerî alan da dâhil olmak üzere bütün alanlarda iş birliği niyeti teyit edildi. Fransa, Doğu Akdeniz bölgesinde çok daha güçlü varlık gösterme niyetinde olduğu mesajını da verdi.

 

Rum hükümet kaynakları Fransız hükümetinin, bölgede çok daha güçlü bir varlık göstermesi gerektiğine inandığını, bunun da önümüzdeki ay icra edilecek tatbikattan başlayarak, yükseltilmiş askerî tatbikatlarla gerçekleşeceğini söyledi.

 

Gazete Rum Savunma Bakanı Haralambos Petridis’in Yunanistan’daki hava ve deniz astsubay okullarından yeni mezun olan Rumlar için dün düzenlenen törende söylediği “Türkiye’nin Kıbrıs MEB’ine ve Yunanistan kıta sahanlığına son saldırısından sonra oluşan ortamda Kıbrıs devleti ve özellikle Milli Muhafız Ordusu sizden çok şey bekliyor” sözünün altını çizdi.

 

(ŞA/GÜL)

HRİSTODULİDİS ANASTASİADİS’İN FRANSA ZİYARETİ HAKKINDA KONUŞTU

“ANLAŞMALAR VAR, ANCAK BUNLAR HAKKINDA KONUŞAMIYORUM”

 

Lefkoşa, 25 Temmuz 20 (T.A.K.): Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis’in, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in geçtiğimiz gün Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’la gerçekleştirdiği görüşme konusunda açıklamalarda bulunduğu haber verildi.

 

Alithia gazetesi “Anlaşmalar Var, Ancak Bunlar Hakkında Konuşamıyorum” başlıklı haberinde, Hristodulidis’in Paris’te yapılan görüşmelerde, şu an açıklayamayacağı şeyler üzerinde mutabakata varıldığı imasında bulunduğunu yazdı.

 

Açıklamasında, görüşmelerde ele alınanlar ve mutabakata varılanlar konusunda kamuoyu önünde konuşamayacağını ifade eden Hristodulidis, bölgede şekillenen gelişmelerin soğukkanlılık ve kararlılık gerektirdiğini belirtti.

 

Hristodulidis, bu çerçevede çeşitli yönlerde çalıştıklarını ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’la görüşmesinin de bu çerçevede yapıldığını ifade etti.

 

FRANSA’NIN GİRİŞİMLERİ…

 

Anastasiadis ile Macron arasındaki görüşmede, iki ülkenin Doğu Akdeniz’deki gelişme ve olayları aynı şekilde yorumladıklarının tespit edildiğini savunan Hristodulidis, Fransa’nın, şekillenmekte olan olguların tersine çevrilmesi için çok somut girişimlerde bulunduğunu dile getirdi.

 

Bunun için Ağustos ayının sonunda MED7 ülkeleri toplantısı yapılacağını ifade eden Hristodulidis, “Fransa’nın, Türk provokasyonlarının ele alınması için, AB aracılığıyla mevcut tüm imkanları değerlendirmeye çalıştığını” söyledi.

 

“Türk provokasyonlarının yalnızca Kıbrıs ve Yunanistan’ı değil tüm bölgeyi etkilediğini” iddia eden Rum bakan, devletlerin ve bizzat AB’nin menfaatlerinin etkilenmekte olduğunu ileri sürdü.

 

AB’nin bölgede başrole sahip olması gerektiğini, fakat AB’nin böyle bir rol geliştirmediğini savunan Hristodulidis, bunun aksine Fransa’nın AB’nin güçlü bir üye devleti olarak, bu öncü rolü üstlendiğini dile getirdi.

 

SAVUNMA MESELESİ…

 

Fransız firkateynlerinin Güney Kıbrıs’ta bulunması ve “Mari’deki” (Tatlısu) deniz üssünün düzeyinin yükseltilmesi olasılığı konusundaki bir soruya karşılık ise Hristodulidis, Fransa’yla savunma alanında iş birlikleri bulunduğunu belirtti.

 

Bunun sürekli güçlenen bir işbirliği olduğunu savunan Rum bakan, acil olarak yapacakları hamleler yanında uzun vadeli hamleleri de bulunduğunu kaydetti.

 

Hristodulidis, belirli kararlar alınmış olmasının önemli olduğunu da vurguladı.

 

SICAK OLAY YAŞANMASI KONUSU…

 

Ege’de sıcak bir olay çıkmasına hazırlıklı olup olmamaları konusundaki bir soruya karşılık ise Hristodulidis, sıcak bir olay olsa bile, diyaloğun, problemlerin çözülmesinin tek yolu olduğuna işaret etti.

 

Herkesin sıcak bir olay yaşanmaması için çalıştığını dile getiren Rum bakan, sözlerinin devamında “Mademki Türkiye uluslararası hukuk temelinde faaliyet gösterdiğini düşünüyor, o halde Türk yetkililerin bu konuları ele almak için diyalog masasına gelmekten başka seçenekleri yoktur” ifadesini de kullandı.

 

Problemlerin diyalog aracılığıyla çözüleceğini yineleyen Rum bakan, Berlin’in girişiminin gelişme halinde olduğunu, öte yandan AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in ise diyalog olması ve sıcak bir olaydan kaçınılması için, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’yla telefon görüşmesi yaptığını ifade etti.

 

Türkiye’nin tutumunun, hiçbir şeyin ihtimal dışında bırakılamayacağı sonucuna yol açtığı iddiasında da bulunan Hristodulidis, bunun kendilerini endişelendiren ve düşündüren bir şey olduğunu, bu sebepten dolayı da kendi çabalarının güçlendiğini vurguladı.

 

Hristodulidis, Yunanistan-Türkiye ilişkilerindeki herhangi bir olumsuzluğun kaçınılmaz olarak “Kıbrıs’ı” etkilediğini de dile getirdi.

 

ULUSLARARASI TEPKİLER…

 

Gazete, Hristodulidis’in yaptığı açıklamalarda “buna paralel olarak, Türkiye’nin Yunan kıta sahanlığındaki provokasyonlarına ilişkin olarak bugün var olan tepkiler ve Kıbrıs MEB’indeki ihlallerle ilgili uluslararası tepkiler arasındaki büyük farkı izah ettiğini” de aktardı.

 

Bu hususta atıfta bulunmak istediği önemli bir farklılık bulunduğunu dile getiren Rum bakan, sözlerini kısaca şöyle sürdürdü:

 

“Türkiye’nin bahse konu bölgeye gitmesini önlemeye ilişkin uluslararası girişimi görüyoruz. Bu niye oluyor? Çünkü Yunanistan’ın (ya Türkiye’yi önlemek, ya da sıcak bir olay yaşanması için) askeri araçlar kullanarak tepki gösterme imkânı olduğunu biliyorlar. Kendimizi kandırmayalım, Kıbrıs Cumhuriyeti’nde bu imkân yoktur ve insanlara karşı dürüst olmalıyız.”

 

YUNANİSTAN’LA İLİŞKİLER…

 

Genel bir çatışma durumunda Yunanistan’ın yanında olup olmayacakları ve Yunanistan’a askeri yardımda bulunup bulunulmayacağı sorusuna ise Hristodulidis, “Yunanistan’ın yanındayız” yanıtını verdi.

 

Bazı kişilerin Atina-Güney Lefkoşa ilişkilerinde sürekli problemler bulmaya çabalamalarının olumsuz bir şey olduğunu dile getiren Rum bakan, 1974’le ilgili kötü anılar olduğunu, fakat bazılarının farklı yaklaşımlar görmeye çalıştıklarını dile getirdi.

 

Yunanistan’la bazı konularda anlaşmazlık yaşayabileceklerini, fakat tartışarak ortak yaklaşımlar geliştirdiklerini ifade eden Hristodulidis, ulusal öneme sahip konularda, mutlak bir uyum içerisinde olduklarını sözlerine ekledi.

 

Fileleftheros gazetesi ise “Fransa’dan Sert Çizgi” başlıklı haberinde, Paris’in Berlin’in aksine, Türkiye’ye ödün vermeye istekli olmadığını ileri sürdü.

 

Fransa’nın Türkiye karşısında sert bir çizgi izlemeyi tercih ettiğini yazan gazete, bunun iki ülke arasında Doğu Akdeniz’le alakalı olarak açılan cephelerden kaynaklandığına işaret etti.

 

“Kıbrıs’ın, Fransa’nın bugün Türkiye’yle ilişkilerinde sahip olduğu problemlerin en küçük kapsamlısı olduğunu” kaydeden gazete, Fransa ile Türkiye arasındaki en güçlü anlaşmazlık konularının başta Suriye, son aylarda ise Libya olduğuna dikkati çekti.

 

Rum hükümetinin ise Anastasiadis’in Fransa ziyareti konusunda “açıklanamayacak kararlardan” söz ettiğini yazan gazete, Rum hükümetinin bu konuda kartlarını kapalı tuttuğunu kaydetti.

 

Gazeteye göre Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis ise açıklamasında, savunma ve güvenlik alanına işaret ederek, Anastasiadis-Macron görüşmesi öncesinde bir araya gelen iki ülkenin savunma bakanları görüşmesinde kararlar alındığını dile getirdi.

 

PARTİLER BİLGİLENDİRME BEKLİYOR

 

Öte yandan gazete, Rum siyasi partilerinin ise bölgedeki gelişmeler, özellikle de Türkiye’nin sözde Rum MEB’i ve Ege’deki faaliyetleri aynı zamanda Anastasiadis’in Paris ziyareti konusunda bilgilendirmek için siyasi parti başkanları toplantısını beklediklerini yazdı.

 

Gazeteye göre AKEL açıklamasında “Kıbrıs’a yönelik dayanışma açıklamalarının, Türkiye’nin Avrupa’yla ilişkilerinde yol açtığı problemlerin adil ve doğru bir şekilde çözülmesi için yolu açacak bir politikayla özlü bir içerik kazanacağını” dile getirirken, DİKO ise açıklamasında, Rum siyasi dünyasını ve hükümeti tetikte olmaya çağırdı.

 

(İY/GÜL)

AYA SOFYA’NIN İBADETE AÇILMASI MANŞETLERDE

RUM ORTODOKS KİLİSESİ BAŞPİSKOPOSU’NUN EMRİYLE CUMA NAMAZI SAATİNDE “YAS” ÇANLARI ÇALDI

 

RUM YÖNETİMİ BAŞKANI ANASTASİADİS VE SİYASİ PARTİLER ELEŞTİRİ AÇIKLAMASI YAPTI

 

Lefkoşa, 25 Temmuz 20 (T.A.K.): İstanbul Aya Sofya’da ilk Cuma namazının kılınması vesilesiyle Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ve siyasi partiler kınama mesajları yayımladı; Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu II. Hrisostomos’un emriyle, öğle namazı vaktinde, Güney’deki bütün kiliselerin çanları, “yas” için çalındı.

 

Gazeteler haberi birinci sayfalarından, manşetten ve zengin fotoğraf desteğiyle aktardı.

 

Alihtia haberi manşetten ve fotoğraf desteğiyle “Suç İcra Edildi… Dün Aya Sofya’da İlk Müslüman İbadeti… Tayyip Erdoğan Dün Türkiye’nin İlk Kâfir Lideri Olarak Tarihe Geçti… Şovu Bütün Dünyaya Yayınladılar, Kıbrıs ve Yunanistan’da Çanlar Yas İçin Çaldı… Fanatik İslamcılar ‘Allahü Ekber’ ve ‘Vur Vur Yunanistan Dinlesin’ Diye Bağırdı” ve iç sayfasında “Aya Sofya’nın Camiye Çevrilmesi… Erdoğan Şovunu Tamamladı” başlık ve spotlarıyla aktardı.

 

Gazeteye göre Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Aya Sofya Türk Cumhurbaşkanı tarafından,  küçük siyasi oyunlar için niteliği değiştirilmekte olan büyük bir tarihe sahip, Ekümenik anıttır. Aya Sofya’nın camiye çevrilmesi dünya kültür mirasına ve uluslararası kurumlara büyük bir hakarettir” ifadelerini kullandı.

 

Fileleftheros haberi “Tahrikten Tahrike… Erdoğan Aya Sofya İçinde Kurulan Meydan Okuma Şenliğinin Baş Aktörü” başlığıyla manşetten, “Aya Sofya İçinde Tahrikkâr Şov… Erdoğan Hükümetiyle Birlikte Ekümenik Sembolü Mabette İbadet Etti” başlığıyla da iç sayfasından aktardı. Gazete, Rum siyasi partileri tarafından yapılan tepki ve kınama açıklamalarından şu alıntılara yer verdi:

 

DİSİ: “Anıtların sesi yoktur ama saygı göstermeyenleri ve kendilerini siyasi mesaj aracına dönüştürenleri onaylamaz.”

 

AKEL: “Türk Cumhurbaşkanı’nın eylemi Ekümenik değerlere ve Türkiye’nin uluslararası sözleşmelerden doğan hukuki yükümlülüklerine hakarettir.”

 

DİKO: “Aya Sofya’nın camiye çevrilmesi barbar Türkiye’nin medeni dünya ile çatışmasıdır.”

 

EDEK: “Türkiye’nin taktiği emrivakiler yaratma maksatlıdır.”

 

Vatandaşlar İttifakı: “Türkiye’nin kaba meydan okuması bütün dünyada keder duygusu yarattı.”

 

Dayanışma Hareketi: “Aya Sofya’nın camiye çevrilmesi bütün dünyada acı ve keder, Helenizm camiasında infial yaratıyor.”

 

Ekologlar: “Bütün medeniyet için keder günü.”

 

Politis gazetesi, fotoğraf desteğiyle manşete çektiği habere “İstanbul’da Osmanlı’ya Geri Dönüş… Erdoğan Aya Sofya’da Kılıçlar ve Perdelerle İbadet Etti… Miçotakis, Ankara’nın Aczinin İşareti Olduğunu Söyledi, Anıtın Değiştirilmesinden Endişe” başlık ve spotlarını attı. İç sayfasındaki detayları da “Tayyip Erdoğan Laik Türkiye’nin Perdelerini İndirdi… Türk Cumhurbaşkanı’ndan Aya Sofya İçinde Osmanlı Şovu” başlığıyla aktardı.

 

Haravgi “Dinlerarası Uzlaşıda Yara” başlığını kullandı.

 

(ŞA/GÜL)

RMMO’NUN “HİZMETE ÖZEL” KİTABI…

Lefkoşa, 25 Temmuz 20 (T.A.K.): Rum Savunma Bakanlığı, Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO) tarafından yayımlanan “20 Temmuz-17 Ağustos 1974 Kıbrıs’taki Harekatların Askerî Dersleri” isimli kitabın hizmete özel olduğunu ve hiçbir nüshası için toplatılması emri verilmediğini, böyle bir niyet de olmadığını açıkladı.

 

Alithia’nın haberine göre Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada RMMO’nun Şubat 2020’de 1070 adet bastırdığı kitabın 1050’sinin RMMO Komutanının emriyle askeri birliklere ve bir miktar subaya dağıtıldığı, geriye kalan 20’sinin RMMO arşivinde kaldığı belirtildi.

 

“Yukarıda anılan nüshalardan hiçbiri toplatılmadı, toplatılması için emir verilmedi, öyle bir niyet de yok” denilen açıklamada kitabın RMMO’nun emriyle, tamamen aktif RMMO yetkililerinin kullanımına özel, yeniden basılması, yayınlanması, RMMO’nun onayı olmadan içeriğinin herhangi bir şekilde paylaşılmasının, RMMO dışındaki herhangi bir yazı veya incelemede kaynak gösterilmesinin yasak olduğuna dikkat çekildi.

 

(ŞA/GÜL)

“EUROASIA INTERCONNECTOR İSTASYONU İÇİN HERŞEY HAZIR”

Lefkoşa, 25 Temmuz 20 (T.A.K.): İsrail’den Güney Kıbrıs’a, oradan da Yunanistan’a elektrik enerjisi götürülmesini öngören “EuroAsia Interconnector” projesiyle ilgili çalışmalar sürüyor.

 

Fileleftheros gazetesinde bugün yer alan bir haberde, Rum Yönetiminin, Güney Kıbrıs ve somut olarak da “Köfünye” (Geçitkale) yakınlarına yüksek gerilim dönüşüm istasyonu (HVDC Convertor Station) inşa edilmesi için, Euroasia Interconnector projesiyle alakalı son inşaat iznini de verdiği haber verildi.

 

Bunun Girit’e ve oradan da Avrupa’ya devam edecek kabloyla, İsrail’den Güney Kıbrıs’a ulaşacak 2 bin megavatlık elektrik kablosunu bağlayacağını yazan gazete, bahse konu iznin verilmesinin, HVDC dönüşüm istasyonunun inşa edilmesiyle ilgili yeşil ışığı yaktığını kaydetti.

İstasyonla ilgili inşaat çalışmalarını Siemens şirketinin yürüteceğini anımsatan gazete, elindeki bilgilere dayanarak, bölgede yapılacak ön çalışmaların halihazırda planlandığını belirtti.

Bunun öncesinde 2019’un Kasım ayında ise HVDC istasyonuyla ilgili inşaat çalışmalarına ilişkin planlama izninin verildiğini anımsatan gazete, 1000MW taşıma kapasitesine sahip olan İsrail-Güney Kıbrıs-Yunanistan bağlantısının ilk aşamasının maliyetinin 2,5 milyar Euro’ya mal olmasının beklendiğini anımsattı.

Gazete, Güney Kıbrıs- İsrail elektrik bağlantısının “Köfünye’deki” ana istasyonun tamamlanmış olacağı 2023 yılının Aralık ayında faaliyete geçmesinin beklendiğini de ekledi.

(İY/GÜL)

RAEK, ENERGEAN’A “OHİ” DEDİ

Lefkoşa, 25 Temmuz 20 (T.A.K.): Rum “Enerji Düzenleme Kurulu”nun (RAEK)  “Energean” isimli Yunan şirketinin boru hattı ile İsrail MEB’inden düşük maliyetle Vasiliko terminaline doğal gaz ulaştırmak için ruhsat talebine ret cevabı verdiği bildirildi.

 

Politis, “Doğal Gaz… RAEK’ten Energean’a Ohi… Sadece DEFA, Sadece LNG de Bakalım” başlıklı haberinde RAEK’in dün, Energean’ın ruhsat talebine hayır dediği kararı ile Güney Kıbrıs’ın “ucuz elektrik üretimi için ucuz yakıt tedarik edebilmek umuduyla bütün yumurtaları DEFA (Devlet Doğal Gaz Şirketi) ve devlet LNG dönüştürme (yeniden gaz haline getirme) terminali sepetine koyduğunu” yazdı.

 

Gazeteye göre RAEK, Energean’ın talebini ret kararını, Rum Bakanlar Kurulu’nun Güney Kıbrıs piyasasına doğal gaz tedarikçisinin sadece DEFA olacağı kararına dayandırdı.

 

(ŞA/GÜL)

“MEİS’TE BEKLEMEDE…”

Lefkoşa, 25 Temmuz 20 (T.A.K): Türkiye’nin Ege’deki Meis adası çevresinde sismik araştırma yapmak amacıyla Navtex ilan etmesinin ardından, Yunanistan’la başlayan gerilim sürüyor.

 

Politis gazetesi “Meis’te Beklemede” başlıklı haberinde, Almanya, Fransa, ABD, Rusya ve AB tarafından gerçekleştirilen diplomatik müdahalelerin Ankara’yı Meis adasının güneyinde araştırmalar yapmaması konusunda ikna etmeye çalıştığını, bununla birlikte, dün Aya Sofya’da gerçekleşenlerin ardından, hiç kimsenin Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni olası bir harekette bulunmasını ihtimal dışında bırakamayacağını ileri sürdü.

 

Türk araştırma gemisi Oruç Reis’in Antalya limanında demirli olduğunu belirten, öte yandan uluslararası toplum tarafından yapılan bir yığın açıklamanın “huzursuz bir sakinlik verdiği” yorumunda bulunan gazete, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Aya Sofya camisindeki dünkü ilk namazın ardından, atacağı bir sonraki adımlar ve Yunan kıta sahanlığındaki “provokasyonlarıyla” ilgili niyetlerini netleştirmesinin beklendiğini öne sürdü.

 

Yunan filosunun bölgede seyir halinde olduğunu, Türk savaş gemilerinin ise bunların yakınında fakat uluslararası sularda hareket ettiğini yazan gazete, sekiz Yunan denizaltısının ise donanmanın operasyonunda kritik rol oynadıklarını ekledi.

 

Haravgi gazetesi ise “Sıcak Olay Yaşanması Söz Konusu Değil” başlıklı haberinde, Yunanistan Başbakanı’nın Ulusal Güvenlik Danışmanı Aleksis Diakopulos’un konuyla ilgili demecinde “sıcak olay yaşanması durumu olmadığını ve Türkiye’yle durumun yatışmaya doğru gittiğini” söylediğine yer verdi.

 

Gazete, Yunanistan Milli Savunma Genelkurmaylığı’ndan kaynakların ise, Yunan silahlı kuvvetlerinin teyakkuzda olmayı sürdürdüğünü söylediğini de ekledi.

 

(İY/GÜL)

RUM SAĞLIK BAKANLIĞI KAYNAĞI BİLİNMEYEN COVİD-19 VAKALARI KONUSUNDA ENDİŞELİ

Lefkoşa, 25 Temmuz 20 (T.A.K): Rum kesimimde, geçtiğimiz gün tespit edilen ve “nerede enfekte olukları bilinmeyen” 3 vakanın ardından, dün de bu şekilde 2 vaka tespit edilmesinin Rum Sağlık Bakanlığı’nda ciddi endişeye neden olduğu haber verildi.

 

Rum Sağlık Bakanı Konstantinos İoannu’nun direktifiyle tüm şehirlerde 3 bin ekstra tanı testi yapılmasının ileriye götürüldüğünü yazan Fileleftheros gazetesi, ticari merkezler, AVM’ler, süpermarketler ve başka yerlere mobil birimler kurulacağını ve bölgeden geçenlerden rasgele numuneler alınacağını belirtti.

 

Hedeflenen şeyin virüsün yayılma derecesinin tespit edilmesi olduğunu yazan gazete, dün tespit edilen ve nerede enfekte oldukları bilinmeyen 2 vakanın da yerel bulaş olduğunu ve yine Limasol’da tespit edildiğini belirtti.

 

Bin 109 test sonucunda dün tespit edilen 2 yeni vakanın Kıbrıslı Rum olduğunu, seyahat geçmişleri bulunmadığını ve başka bir vakayla temas etmediklerini kaydeden gazete, vakalardan birinin semptom gösterdiğini, diğerinin ise ateşinin çıktığını ve kendisine test yapıldığını ekledi.

 

(İY/GÜL)

26 Temmuz 2020

ANDREAS MAVROYANNİS: “BM BİZE ADİL DAVRANMADI”

“MARAŞ YERLEŞİME AÇILIYOR, SERT BİR TEPKİ VERMEZSEK NAHOŞ GELİŞMELERLE KARŞI KARŞIYA KALACAĞIZ”

 

Lefkoşa, 26 Temmuz 20 (T.A.K.): Rum Müzakereci ve BM’deki Rum daimi temsilci Andreas Mavroyannis, “Maraş’ın yerleşime açılmakta olduğunu ve sert bir tepki göstermezlerse, nahoş gelişmelerle karşı karşıya kalacaklarını” iddia etti.

 

Mavroyannis, Rum Yönetiminin BM’nin üslubundan rahatsızlık duyduğuna da dikkat çekerek, “son aylarda, yeni tip koronavirüs krizinin göğüslenmesi, barikatların işleyişinin askıya alınması, ateşkes hattındaki olaylar, Maraş’ın yerleşime açılması faaliyetleri ve diğer birçok faaliyete dair değerlendirmelerde BM’den adil davranış görmedik” iddiasında bulundu.

 

Haftalık Kathimerini’ye verdiği söyleşide, bu dönemde Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlamasından söz edilip edilemeyeceği sorusuna muhatap olan Mavroyannis Kıbrıs sorununun çözümünü, “ülkenin geleceğini güvence altına almanın tek yolu” olarak niteledi özetle şunları ekledi:

 

“Elbette çözüm çabası bir gerilim ve meydan okuma çerçevesinde olduğunda, durum zorlaşır, devlet doğrudan şantaj, tehdit ve sürekli toprağa dair yeni emrivakiler olurken müzakere edemeyiz.  Müzakere sonuç odaklı olmalı.  Buna uygun olmayan eylemlerle ana konusu ortadan kaldırılamaz. Ne kadar zor olsa da çözüm çabalarımızı durduramayız, başka seçeneğimiz yok.”

 

“DÜNYA YETERİNCE TEPKİ VERMİYOR”

 

Mavroyannis, BM Genel Sekreteri’nin son raporu konusuna değinirken “BM Genel Sekreteri’nin, Güvenlik Konseyi’nin, uluslararası toplumun olguları kaydetmekle kalmayıp doğru değerlendirmesini beklerdim. Uluslararası ilişkilerin pusulası keşke adalet arayışı, objektiflik, saygı ve sorumluluk olsaydı. Bu uluslararası ilişkilerin aczi, Genel Sekreter’in suçu değil. Bu yüzden fail, neredeyse serbest şekilde tiran faaliyetlerine devam ediyor. Dünya yeterince tepki vermiyor” dedi

 

“TÜM YÖNLERİYLE MÜZAKEREDEN SÖZ EDİLDİĞİNİ İŞİTMEK BENİ ÇOK ENDİŞELENDİRİYOR”

 

Türkiye’ye yaptırım uygulanmasının “gerekli olduğunu” ve AB gereğini yapmış olsaydı bugün Türkiye’ye yaptırımlardan söz etmiyor bile olunabileceğini öne süren Mavroyannis “Almanya’nın olumlu ajanda politikası bizim çıkarımıza değil mi?” sorusuna da özetle şu cevabı verdi:

 

“Tüm yönleriyle bir müzakereden söz edildiğini işitmek beni çok endişelendiriyor. Bu, bütün konuları her birini kendi özellikleri derinliğinde, ilke ve değerlere saygıyla ele alacak kapsamlı bir yaklaşımdan farklı bir şey demekse, o zaman büyük paket, genellikle küçüğün ve zayıfın kaybettiği Percussio (Perküsyon) yatağına dönüşür ki bu durumda küçük ve zayıf olan biziz. Kimsenin, başka parametreler veya geniş çıkarlar uğruna bizim hayati çıkarlarımızı ve varlığımızı feda etmeye hakkı yok”

 

Gazete Mavroyannis’e BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’taki Özel Temsilcisi ve Barış Gücü Misyon Şefi Elisabeth Spehar’ın BM Güvenlik Konseyi’ni bilgilendirdiği sırada KKTC Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra beşli bir konferanstan söz ettiğinin doğru olup olmadığını da sordu.

 

“GARANTÖRLER VE BM İLE BİRLİKTE KATILACAĞIMIZ PROSEDÜREL BİR GÖRÜŞME”

 

Sözlerine “Sayın Spehar’ın tam olarak bunu söylediğinden emin değilim” diyerek başlayan Mavroyannis, şöyle devam ett:

 

“Prosedürün devamına hazır olunması gerektiğinden söz etti ki biz bunu arzu ediyor ve istiyoruz, Sayın Akıncı’nın ve genel olarak Türk tarafının da istemesini umuyoruz. Berlin’deki karşılıklı anlayışa rağmen şu anda, özellikle de Ekim’de Türk tarafının siyasi iradesi olup olmadığına dair haklı endişelerimiz ve çekincelerimiz var. İstenilen görüşme için beşli denmesi yanlış.  Yeni bir özlü müzakere turunun çerçevesini oluşturacak parametrelere dair anlaşma sağlanması hedefiyle garantör güçler ve BM ile birlikte katılacağımız prosedürel bir görüşmedir.”

 

Mavroyannis’e Yunanistan’ın, Rum Yönetiminin Kıbrıs sorununda ne istediğini bilmediği söylentisi de soruldu. Böyle bir şeyin söz konusu olduğunu zannetmediğini Yunanistan’ın kendilerine istikrarla destek verdiğini söyleyen Mavroyannis özetle şunları ekledi:

 

“Ben, konumum gereği Kıbrıs-Yunanistan koordinasyonuna müdahil değilim, elbette BM’deki Yunan Daimi Temsilci ile işbirliği yapıyoruz, ancak öncelikli olarak Kıbrıs’ın, kendini ilgilendiren konuları yönetme hakkına mutlak saygıdan ve Yunanistan’ın, bunu mümkün kılacak alanı sağlaması kaygısından kesin olarak söz edebilirim. Haklı ya da haksız olarak AB Yüksek Temsilcisi Borrell’e atfedilen; Kıbrıs’la ilgili konuların Kıbrıs’ın gıyabında Türkiye ile Yunanistan arasında müzakere edilebileceği yaklaşımı gibi yaklaşımlar sorunlu olabilir.”

 

“MARAŞ’IN YERLEŞİME AÇILMASI FAALİYETLERİ UZUN ZAMAN ÖNCE BAŞLADI, UYGULAMA SAFHASINDA”

 

Mavroyannis, Maraş’ın yerleşime açılması “tehditlerinin” geçerli olup olmadığı sorusuna karşılık da “maalesef, uzun süredir bunun sadece tehdit olmadığını, Maraş’ın yerleşime açılması faaliyetlerinin devam ettiğini, uzun zaman önce başladığını ve uygulama safhasında olduğunu düşünüyorum” ifadesini kullandı. Bunun Kapalı Maraş’la sınırlı kalmadığını Mağusa bölgesine yayıldığını da söyleyen Mavroyannis her adımda tepki ölçülerek ilerlendiğini söyledi, özetle şunları ekledi:

 

“Maalesef bizim tarafın ve özellikle uluslararası toplumun sert ve güçlü tepkisi olmazsa, yakın gelecekte bir gün kendimizi tersine çevrilmesi zor emrivakilerle karşı karşıya bulacağız.”

 

Bunun, Rum dış politikasının başarısızlığı olmadığını çünkü geniş deneyime sahip büyük bir ülke olmadıklarını, zor bir çevrede var olmaya ve dayanaklarını artırmaya çalıştıklarını söyleyen Mavroyannis’e “o zaman beklenti çıtasını neden yükselttik?” sorusu yöneltildi.

 

Sözlerine “Olanaklarımızı abarttığımızı söyleyemem” diyerek başlayan Mavroyannis  “çıtayı olması gereken yere koymak kötü bir şey değil. Mesela, uluslararası toplumun Kıbrıs’taki Türk işgaline gerektiği şekilde tepki vermesi gerekmez miydi?” diye sordu.

 

(ŞA/HA)

“YUNANİSTAN İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ BİR SAVAŞ HER İKİ TARAF İÇİN DE YIKICI OLUR” İDDİASI

Lefkoşa, 26 Temmuz 20(T.A.K): Rum Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Aristos Aristotelus, Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanacak olası bir sıcak çatışmanın sonuçlarının her iki taraf için de yıkıcı olacağı iddiasında bulundu.

 

Alithia gazetesi, Rum Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Aristos Aristotelus’un, Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanacak olası bir sıcak çatışmanın sonuçlarının her iki taraf için de yıkıcı olacağı iddiasında bulunduğunu yazdı.

 

Habere göre Aristotelus, şu an için her iki tarafın da herhangi bir savaş hazırlığının bulunmadığı yönünde bilgiler olduğunu iddia ederken, Türkiye ile Yunanistan’ın askeri varlığının karşılaştırıldığı rapora da değindi.

 

Türkiye ve Yunanistan ordularının asker sayıları, ellerinde bulunan zırhlı tank, uçak vb. gibi diğer silahlara ilişkin rakamlara dair iddialar da haberde yer aldı.

 

(SB/HA)

“DOĞAL GAZ GELİRLERİNİN ÇÖZÜM ÖNCESİNDE PAYLAŞILMASI İÇİN BASKI” İDDİASI

TÜRK-YUNAN GERİLİMİ MANŞETLERDEKİ YERİNİ KORUYOR

 

Lefkoşa, 26 Temmuz 20(T.A.K): Simerini gazetesi, Güney Kıbrıs’ın sözde Münhasır Ekonomik Bölge’sindeki (MEB) doğal gaz kaynaklarından elde edilecek gelirin Kıbrıs sorununun çözümü öncesinde Güney Kıbrıs ile KKTC arasında yapılacak bir anlaşmayla çözülmesi yönünde Rum yönetimine yoğun baskı olduğunu iddia etti.

 

Gazete “Doğal Gaz Gelirlerinin Hemen Paylaştırılması İçin Baskı” başlığı altında manşet ve iç sayfalarında yer verdiği haberinde, Güney Kıbrıs’ın “ortaklarının”, doğal gaz gelirlerinin Kıbrıs sorununun çözümü öncesinde KKTC’yle paylaşılmasını öngören bir anlaşma imzalanması yönünde Rum hükümetine yoğun baskı yaptıklarını savundu.

 

Gazete, Türkiye’nin arzuladığı bir çözüm çekli olan bu önerinin AB Dış İşleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borell tarafından Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis’e, Brüksel’de 13 Temmuz tarihinde gerçekleştirilen AB Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi toplantısı çerçevesinde gerçekleştirdikleri görüşme sırasında iletildiğini öne sürdü.

 

Benzer yöndeki baskıların AB dönem başkanı Almanya tarafından da yapıldığı iddia edilen haberde, önerinin 2011’den beridir bilinmesine karşın Güney Kıbrıs’a yönelik baskı yapılmasının ise Rum cephesinde “şaşkınlık yarattığı” ifade edildi.

 

Öte yandan gazeteler, Türkiye ile Yunanistan arasında Meis adası çevresinde ilan edilen Navtex’ler sebebiyle başlayan gerginliğe ilişkin haberlere de yer verdiler.

 

Fileleftheros gazetesi “Paket Çözümle Gerginliğin Azaltılması” başlığı altında manşet ve iç sayfalarından yer verdiği haberinde, Türkiye’nin Yunanistan’la mevcut gerginliği, tüm uzlaşmazlık konularını içeren bir paket anlaşmayla gidermeyi hedeflediğini, Yunanistan’ı bu tür bir diyaloğa çekmek için ise güç kullanarak kışkırtma yoluna gittiğini iddia etti.

 

Türkiye’nin Yunanistan’ı, Ege ve adalar, MEB sınırlarının belirlenmesi, Doğu Akdeniz’deki sondajlar gibi tüm konuların, kendi şartlarıyla görüşüleceği bir diyaloğun içerisine çekmek istediğini öne süren gazete, Kıbrıs sorununun da geniş çerçevede bu konulara dahil olduğunu savundu.

 

Kathimerini gazetesi ise konuya ilişkin haberlerini “Arzu Edilen Diyalog Yoluyla Gerginliğin Azalması – Atina-Ankara-Berlin Arasında Tuzaklarla Dolu Diplomatik Poker” başlıkları altında okuyucusuna aktardı.

 

Gazete, Almanya’nın son günlerde Yunanistan ile Türkiye arasında diplomatik girişimler yürüttüğünü, Türkiye’nin bir diyalogdan yana olduğu izlenimini vermesine karşın bu diyaloğu hangi şartlar atlında istediğinin ise net olmadığı iddiasında bulundu.

 

(SB/HA)

 FRANSA’YLA DENİZDE VE HAVADA ASKERÎ İŞBİRLİĞİ

Lefkoşa, 26 Temmuz 20 (T.A.K.): Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ve heyetinin hafta içerisindeki Fransa ziyaretini, önceki dönemde bu ülke ile imzaladıkları, RMMO’nun bütün düzeylerde harekat kabiliyeti ve diğer bölge ülkeleri ile geniş ölçekli işbirlikleri ile ilgili anlaşmaların uygulamasını hızlandırmak ve güçlendirmek gündemiyle gerçekleştirdiği bildirildi.

 

Haftalık Kathimerini “Denizde ve Havada Stratejik Anlaşmalar… Kıbrıs ile Fransa Arasındaki Askerî İlişkiler Güçleniyor” başlıklı haberinde, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, Anastaiadis ile görüşmesinin ardından duyduğu memnuniyetin, görüşmeleri sırasında vardıkları anlaşmalardan kaynaklandığına dikkat çekti.

 

İyi bilgi sahibi kaynaklara dayanarak askerî alanda, üç noktada ortak paydada buluşulduğunu yazan gazete, 1-Mari’deki (Tatlısu) Evangelos Florakis Deniz Üssü’nün geliştirilmesinin hızlandırılması, 2-Hava Trafik Kontrol Merkezi’nin modernize edilmesi ve 3-Baf’taki Andreas Papandreu Hava Üssü’nün kullanımında süratle atılması gereken adımlar konusunda uzlaşıldığını yazdı.

 

DENİZ ÜSSÜ TAMAMLANANA KADAR FRANSA’YA LİMASOL LİMANINDA YER

 

Daha önce eski Rum Savunma Bakanı Savvas Angelidis ve Fransız dengi Florance Parly tarafından askerî işbirliği alanında birçok adım atıldığı hatırlatılan haberde, Fransızların, RMMO’nun donanma altyapılarına olan ilgisinin, Tatlısu’daki deniz üssünün iyileştirilmesi ve modernizasyonu kararını gündeme getirdiği, bu konuda da oldukça yol alındığı kaydedildi.

 

Askerî uzmanlar düzeyinde, Tatlısu’daki deniz üssünün büyük ölçekli savaş gemilerini kabul edebilmesi için, karadaki altyapılarının genişletilmesi projelerinin hazırlandığını belirten gazeteye göre, Fransa’nın (Anastasiadis ve heyetiyle görüşme) gündeminde, Tatlısu’daki çalışmalar tamamlanana kadar savaş gemilerinin demirleyeceği başka bir yer aranması da vardı.

 

Rum tarafının, geçici çözüm olarak Fransızlara Limasol Limanı’nda bir yer verilmesine olumlu yaklaştığı;  limanların yönetim statüsünün değişmesinden sonra savaş gemilerinin demirleme maliyetinin yüksek olması nedeniyle Fransanın bu geçici çözüme hararetle ilgi gösterdiği kaydedildi.

 

FRANSIZ SAVAŞ HELİKOPTERLERİNE HAVA ÜSSÜ

 

Fransa’nın yoğun ilgi gösterdiği ikinci konu ise RMMO’nun Baf’taki Hava üssü ile ilgili. Bu konuda Rum ve Fransız çalışma grupları incelemelerini sürdürüyor. Rum tarafının Fransa ile, Andreas Papandreu Hava üssünün kullanılması konusunda anlaşma imzalamayı reddetmediği,  hava üssü Rum yönetiminin üçüncü ülkelere kolaylık sağlama genel politikası çerçevesinde olmamasına rağmen şu anda Fransızlar tarafından kullanıldığına işaret edildi.

 

Habere göre iki tarafın,  prosedürlerin basitleştirilmesi ve üçüncü ülkelerin hava araçlarına kullanma izni verilmesi için şu anda öngörülmekte olan bürokrasinin kaldırılması konusunda anlaşmaya yaklaştı. Fransa, hava üssünü savaş helikopterleri başta olmak üzere hava imkânları ­için kullanma olanağına büyük ilgi gösteriyor. Fransa’nın halihazırda RMMO’nun  Baf’taki altyapılarını kullanmakta olmasının, iki taraf arasındaki işbirliği düzeyinin yükseltilmesinde olumlu unsur olduğu kaydedildi.

 

Gazeteye göre iyi bilgili kaynaklar, Fransa’nın, Türkiye’nin faaliyetlerinin var olduğu bu dönemde Baf’taki üssü neredeyse her gün, özellikle nakliye uçaklarıyla kullanmakta olduğunu ancak daha önce üssün Fransız savaş uçakları tarafından zaman zaman kullanıldığını söyledi.

 

HAVA TRAFİK KONTROL MERKEZİ’NİN SAVAŞ UÇAKLARIYLA DA İŞBİRLİĞİ

 

Paris görüşmesinde üzerinde durulan üçüncü konu da Rum hava savunmasının Fransa’nın yardımı ile uygulama aşamasında devam eden iyileştirme ve modernizasyon çabasıydı. Hava Trafik Kontrol Merkezi’nde devam etmekte olan değişiklikler, var olan boşlukların kapatılması için Rum tarafının istediği bir şeydi.

 

Planlananların Rum hava savunmasına dair ilgili iki alanla ilgili olduğu belirtilen haberde RMMO’nun bütün hava savunma sistemlerinin birleştirilmesi ve kontrolü ile ilgili bölümde neredeyse tamamlanma aşamasına gelindiği, askıda bulunan bölümün ise Hava Trafik Kontrol Merkezi’nin havadaki savaş uçakları ile işbirliği ve kontrol için geliştirilmesi olduğu belirtildi. İlgili karar alınmış olmasına rağmen meselenin Rum Hukuk Dairesi’ne takıldığı da habere eklendi.

 

(ŞA/HA)

CHEVRON VE NOBLE ENERGY ŞİRKETLERİ PLANLARINI DEĞİŞTİRMEDİ

Lefkoşa, 26 Temmuz 20(T.A.K): Rum Enerji Bakanı Nataşa Pilidu, “Noble Energy” ve “Chevron” şirketleri yetkilileriyle gerçekleştirdiği telekonferansta, şirketlerin Doğu Akdeniz’deki planlarında herhangi bir değişiklik olmadığı taahhüdünü aldı.

 

Fileleftheros ve diğer gazeteler, Rum Enerji Bakanı Nataşa Pilidu’nun, ABD’nin “Chevron” şirketinin, Güney Kıbrıs’ın sözde MEB’inde faaliyet gösteren “Noble Energy” şirketini satın alma prosedürü çerçevesinde her iki şirketin yetkilileriyle telekonferans aracılığıyla Cuma günü bir görüşme gerçekleştirdiğini yazdılar.

 

Gazete, Pilidu’nun konuya ilişkin açıklamasında, her iki şirketin de bölgede ellerinde bulunan izinlerini kullanma konusundaki planlarında herhangi bir değişiklik olmadığı taahhüdünü verdiklerini söylediğini aktardı.

 

Pilidu açıklamasında, “Noble” şirketinin “Chevron” tarafından satın alınması sürecinin altı ay kadar sürmesinin beklendiğini ve her iki şirket yetkililerinin kendisine, bu süre zarfında Noble şirketinin yükümlülüklerini yerine getirmeye ve Rum hükümetiyle çalışmaya devam edeceği bilgisini aldığını ifade etti.

 

Pilidu, her iki şirketin ayrıca, Doğu Akdeniz’e yönelik ilgilerinin sürdüğü ve stratejik planların da devam ettiğini vurguladıklarını belirterek, “Afrodit” yatağının kullanımında herhangi bir gecikme olup olmayacağı sorusuna ise, bu konuda kesin bir şey söylemenin şu anda mümkün olmadığı yanıtını verdi.

 

Pillidu, bu konunun Chevron’un niyeti ve Shell ile Delek şirketleriyle yapacağı görüşmeler sonrasında netleşebileceğini sözlerine ekledi.

 

(SB/HA)

 “EISENHOWER” UÇAK GEMİSİ GİRİT’İN GÜNEYİNE GİDİYOR

UÇAK GEMİSİNDEN KALKACAK UÇAKLAR YUNAN SAVAŞ UÇAKLARI İLE TATBİKAT YAPACAK

 

Lefkoşa, 26 Temmuz 20 (T.A.K.): ABD’nin nükleer uçak gemisi Eisenhower’ın, Girit adası açıklarında Yunan Hava Kuvvetleri ile tatbikat yapmak üzere Süveyş Kanalı’ndan geçerek Akdeniz’e girdiği, bu durumun, Washington’un süratli gelişmelere sahne olan Doğu Akdeniz’e ilgisinin göstergesi olduğu bildirildi.

 

Fileleftheros ve Haravgi’nin haberine göre, Eisenhower ve eşliğindeki 12 savaş gemisi, Girit’in güneyinde, Yunan “münhasır ekonomik bölgesi (MEB) sınırında” bulunacak. Gazeteye göre Yunanistan, ABD’nin bu şekilde hakemlik rolü oynayabileceğini ve Türkiye açısından caydırıcı olmak istediğini değerlendiriyor.

 

Habere göre Doğu Akdeniz’i yaklaşık iki günde geçecek Eisenhower, Yunan Hava Kuvvetleri ile ortak tatbikat icra edecek. Tatbikata Girit’deki Suda Hava Üssü’nden kalkacak 4 çift Yunan F-16’sı ve uçak gemisinden havalanacak 4 adet F-18 savaş uçağı iştirak edecek.

 

Gazete ABD ile Yunanistan’ın ortaklaşa icra edeceği tatbikat için tarih vermezken, Türkiye’nin 18 Ağustos için Navtex ile bağladığı Meis yakınlarındaki deniz bölgesinde Rusya’nın da füze denemesi yapacağını hatırlattı.

 

“YUNAN DONANMASI KIBRIS’A KADAR YAYILDI”

 

Haftalık Simerini “Yunan Donanması Kıbrıs’a Kadar Yayıldı” başlıklı haberinde,  “Kanaris” isimli fırkateynin, “ihtiyaç olması halinde (Güney) Kıbrıs’ı savunmak” için 22 Temmuz günü saat 08.00’de Limasol kenti açıklarında seyrettiğini yazdı

 

İç sayfasında “Kanaris” fırkateynin bir de fotoğrafına yer veren gazete, “Aynı tavır 22 Temmuz 1974’te de sergilenseydi bugün Kıbrıs’ın yarısı işgal altında olmayacaktı. İşte, istek olursa Kıbrıs uzak değil ve Ankara net caydırıcı cevaplar alır” ifadelerine yer verdi.

 

(ŞA/HA)

GÜNEY’DE UYUŞTURUCU TİCARETİ VE KULLANIMI SORUNU AĞIRLAŞTI

Lefkoşa, 26 Temmuz 20 (T.A.K.): Güney’de uyuşturucu ticareti ve kullanımı sorununun ağırlaştığı, 23 yaş ve altındaki 400 gencin geçen yıl profesyonel yardım almaya gönderildiği veya kendi rızasıyla başvurduğu bildirildi.

 

Fileleftheros, Rum Polisi Narkotik Şube Basın Subayı Yardımcısı Stelios Sergidis’i kaynak göstererek, gerek şubenin elindeki verilerin gerek yapılan araştırmaların uyuşturucu kullanımında artma eğilimi gösterdiğini, öğrenci, asker ve 23 yaş altındaki kişilerin uyuşturucuya bulaştıklarını yazdı.

 

2016’da yapılan bir araştırmada, hayatında bir kez hintkeneviri kullandığını söyleyenler yüzde 12,1 iken şu anda bu oranın yüzde 14,1’e yükseldiği dikkat çekilen habere göre, son bir yıl içerisinde uyuşturucu kullandığını söyleyenlerin oranı geçen yıl (2019’da) yüzde 2,8 iken bu yıl yüzde 4’e yükseldi.  Son bir ay içerisinde uyuşturucu kullandığını söyleyenlerin oranı geçen yıl yüzde 1,2 iken bu yıl 2,8 oldu.

 

Sergidis’in, hintkeneviri kullanımının 15-34 yaş aralığında daha yaygın görüldüğüne işaret ettiğini yazan gazete, geçen yıl uyuşturucudan tutuklanan 16 yaş altı çocuk sayısının 11, 2018’de ise 15 olduğuna dikkat çekti

 

Sergidis geçen yıldan bu yıl 31 Mayıs’a kadar olan dönemde 330’u Rum olmak üzere 480 kişinin karıştığı 410 uyuşturucu meselesinin araştırıldığını da belirterek, Narkotik Şube tarafından yapılan incelemeler sonucunda Rumların daha çok kurye ve satıcı olduklarının ortaya çıktığını kaydetti.

 

UYUŞTURUCU TESLİMATI SIRASINDA OLAYLI TUTUKLAMA

 

Öte yandan Politis bir ihbarı değerlendiren Rum Polisi Narkotik şube ekiplerinin, 30 yaşındaki motosikletli bir şahsın Cuma günü 1 kilo marihuanayı teslim etmeye gittiği Larnaka’daki bir apartmanın araç park yerine baskın düzenlediğini yazdı.

 

Polisi görünce kaçmaya başlayan kişiler ile polis arasında kovalama başladı, havaya ateş etmek zorunda kalan polis kaçanlardan 2’sini tutukladı, 2’sini arıyor. Aranan iki kişinin, polise keser ve odunla saldırarak tutuklanmadan kaçtığı da kaydedildi.

 

(ŞA/HA)

Sayfamızı Paylaşın: