Yazarlarımız » E.Alb.İsmail TANSU » 15 MAYIS TARİHİNDE BAŞLATILAN FEDERAL DEVLET MÜZAKERLERİNDE


“BİZE HER ŞEY 21 ARALIK DARBE FACİASINI HATIRLATIYOR!”

2015 yılına gelindiğinde ülkemizdeki iktidarı, siyasi partileri ve bütün vatandaşları 07 Haziran’da yapılacak Genel Milletvekili Seçimleri’nin heyecanı sarmıştı. Bu heyecan günler, haftalar, aylar geçtikçe git gide arttı. Seçim yaklaştıkça seçim propagandaları ve tartışmaları siyasi savaş haline dönüştü. Sonuçta; millet hiçbir partiye tek başına iktidar olma gücünü vermedi. Muhalefet partileri, seçimlerden güçlenerek çıktı. Ardında da; koalisyon hükümeti kurulması çalışmaları ve tartışmalarına başlandı.
Öte yandan Kuzey Kıbrıs’ta da Cumhurbaşkanlığı seçim hazırlıkları ve propagandaları sürdürülmekte ve sonucu da merakla beklenmekteydi. Seçimden kısa bir süre önce beklenmedik sürpriz bir olay oldu. 1974 yılında çözümlenmiş olan Kıbrıs Sorunu’nun yeniden çözümlenmesi müzakereleri, yeniden taraflar arasında yapılacak müzakerelerle çözümlenmesine karar verildiği halde Rum Yönetimi kırk yıl boyunca müzakerelerden kaçmıştı.
Şimdi birden bire ve ilk defa Kıbrıs Rum Lideri Anastasiadis bir açıklama yaparak, Türk tarafını müzakerelere davet edip Kıbrıs’ta müşterek federal bir devlet kurulmasını teklif etti.
Bu teklif bütün tarafları memnun etti ve olumlu karşılandı. Ardından bunun gerçekleştirilmesi yolunda temaslar ve görüşmeler yapılmaya başlandı.
Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı seçimi yapılıp; seçimi 7 aday arasından bir parti Lideri Mustafa AKINCI  ikinci turda büyük bir farkla seçimi kazandı.
KIBRIS DAVASI’NIN ALTMIŞ YILLIK SÜRESİCİNİN BEŞİNCİ DÖNEMİ YAŞANIYOR.
UMUDUMUZ; ALTINCI DÖNEMİ BAŞLATACAK YENİ KOALİSYON HÜKÜMETİ’NDE.
Kıbrıs Davası sürecinin beşinci dönemini Rum Cumhurbaşkanı Anastasiadis’in açıklaması ile ve de Türk Cumhurbaşkanı AKINCI’nın o açıklamaya uyarak 15 Mayıs’ta başlanan müzakereler devam etmektedir. İki Lider bu müzakerelere şevk ve heyecanla anlaşma sağlamak umuduyla müzakere masasına oturdular. Ara sıra da, Lefkoşe’nin Rum kesiminde birlikte dolaşıp kahve içtiler. Öğrendiğimize göre; Limasol şehrinde hemşehri olan iki lider dostlar ve ortak ideolojiye sahiptiler.
21 Mayıs günü CNN Televizyonunu’nun Lefkoşe Temsilcisi, Anastasiadis ile bir röportaj yaptı. Sorularına cevaplar da aldı ve onları ertesi gün 22 Haziran günü CNN Televizyonunda yayınlandı. Anastasiadis verdiği kısa yanıtlarda ilginç konulara değindi. Bunlardan en önemlileri Kıbrıs’ın iki federal çatı altında birleşmeleri ve AB Üyesi olan Güney Kıbrıs Devleti ile Kuzey Kıbrıs’ın barış içinde yaşamaları gerektiğini işaret etti. Bu arada Güney Kıbrıs ile Kuzey Kıbrıs arasındaki sınır düzeltmeleri ile toprak anlaşmazlığının giderilmesi gerektiğini söyledi.
Keza; Maraş Turistik Bölgesi’nin Rum vatandaşlarına açılması konusunda önem verdiğini ve bu meselede bir anlaşmaya varılmasını istedi. Son olarak da ısrarla üzerinde durduğu meselede Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’ın garantörlüğünden vazgeçmesini ve bir Avrupa Birliği üyesinde yabancı askerlerin bulundurulmasının doğru olmayacağına işaretle “Türk askerlerini Kıbrıs’tan geri çekilmesi gerekir” dedi.
Başlanılan müzakerelerde mutlaka bir anlaşmaya varılması gereken bu saydıklarının en önemli meseleler olarak gördüğünü ifade eden Anastasiadis, bu meseleleri AKINCI ile birlikte halletmeye çalışacaklarını ve umutlu olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanları Sayın Anastasiadis ile Sayın Akıncı’nın samimi diyolog ve barışcılık ideolojisi çerçevesinde başlatıkları çözüm müzakerelerini izlerken “Bize her şey 21 Aralık 1963 darbesini ve Noel Günü yapılan katliamları hatırlatıyor.”
Hatırladıklarımdan en önemlisini, burada sırası gelmişken paylaşmak istiyorum:
İngiltere’nin, hazırlayıp kabul ettirdiği bir planla 1960 yılında kurulmuş olan Türk Rum Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Türk kanadına, O devletin Başkanı tarafından yapılmış olan 21 Aralık 1963 günü yapılan darbedir.
O darbe Kıbrıs’taki Türk varlığına son vermek ve ENOSİS’i ilan etmek için yapılmıştı. Bu ihanet karşısında  Garantör devletler olarak İngiltere ve Yunanistan sessiz kalmış, Rum Liderini özgür bırakmış ve yapılan faciaları seyrettiler. ABD Hükümeti de, Türkiye’nin müdahelesini önlemiştir. Rum Lideri Papaz Makarios’un EOKA katillerini de harekete geçirerek, Türk halkını toplu katliamlarla ortadan kaldırmaya başlamışlardı.
Kıbrıs Türk Milli Kurtuluş ve İstiklal Savaşı’nın başlamasına sebep olan bu faciayı unutturabilir mi; soruyorum?
Kıbrıs Milli Davamızın 60 yıl sonra bugün getirilmiş olan noktada bizlerin düşünce, görüş ve inançlarımızın ne olduğuna gelince; açık konuşuyorum hükümetlerimizin kırk yıldır hedefine ulaştırmış milli politikayı terk ederek ve Batı emperyalizminin istekleri doğrultusunda, çözümlenmiş olan Kıbrıs Sorununun yeniden çözümlenmesi rezaletine ŞİDDETLE KARŞIYIZ.
 
Bizler kimler miyiz?;
Bizler; Bugün hayatta olmayan merhum devlet erkanı ve zamanın komutanlarının örgütlenmesini lüzumlu gördükleri Kıbrıs Türk Mukaveme Teşkilatı (TMT) Gizli Yeraltı Örgütü’nü kuran Türk Subaylarıyız.
Bizler; O Örgütün Mücahitlerini eğiten, silahlandıran ve komuta eden gönüllü Türk Subaylarıyız. Onların ve şehit arkadaşlarının yakınları olan kişileriz.
Bizler; katledilen Kıbrıs Sivil Şehitlerin ve Kıbrıs’taki Türk Askeriş Birliği’nin, Tabip Binbaşı’nın, EOKA Katilleri tarafından evi basılarak kurşuna dizilen eşi ve üç çocuğunun acısını yüreklerimizde hissedenleriz.
Bizler; 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Türk Barış Harekatı’na katılmış olan Komutan, Subay ve Mehmetçikler ile onların yakınlarıyız.
Bizler; Kıbrıs’ta doğan Türkiye’nin Yavruvatanı KKTC devleti ve halkının güvenliğini sağlamak için 40 yıl boyunca Kıbrıs’a gidip dönen Türk Askerlei’nin yakınlarıyız.
Ve nihayet bizler, Yavruvatan Kuzey Kıbrıs’ın, Rum Yönetimi ile birleştirilmesini çok tehlikeli gören ve Yavruvatanı bugün ki fiili sıfatları ile parlak geleceğine doğru ilerlemesi gerektiği inancında olanlardanız.
Bir Bilginimiz “Hatadan Dönmek Fazilettir.” demiş.
1974 yılında, Kuzey Kıbrıs’ta Türkiye’nin bir Yavruvatanı olarak doğan Türk Devleti batı emperyalizminin tehdidi altındadır.
Fakat; maalesef zamanın T.C. Hükümetleri bu tehlikeyi görememiş ve o batı emperyalizminin yıkıcı önerisiniş kabul etmek gafletine düşmüştür. O yıldan bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün Türk Hükümetleri de; Kıbrıs Sorunu’nun yeniden çözümlenmesi ön gören önergeye sımsıkı sarılmışlardır; Yavruvatan’ın sıfatının değişeceğini görmezden gelmişlerdir.
Hatadan dönmenin fazilet olduğu düşüncesi ile iktidara gelip giden her hükümetin, bunun bilincilene varacakları düşüncesiyle o utandırıcı politikayı terk edeceğine ve Yavruvatanı emperyalizmin kara pençesinden kurtaracağına umutlandırmıştı. Şimdiler de, bu tatlı hayalin gerçek olmasını beklemekteyiz.
Kurulacak Kolalisyon Hükümeti’nin göreve başlamasından sonra eğer bizleri hayal kırıklığına uğratmazlarsa; bizler de artık rahat bir nefes alıp köşemize çekileceğiz.
Aksine; hayal kırıklığına uğramamız halinde de bazılarının sandığı gibi “gölgemize çekilmiş Emekli bir Subay olarak kalmayacak” yavruvatanın, İstiklal ve Cumhuriyeti’ni muhafaaza ederek yaşaması ve parlak geleceğine doğru ilerlemesi için mücadelemize devam edecek ve seslerimizi duyurmaya çalışacağız.
Değerli dava Arkadaşlarım; TMT Gaizisi, Mücahitleri ile vatansever Kıbrıslı kardeşlerime saygı ve sevgilerimi sunarım.
 
( E ) Alb. İsmail TANSU                                                      Ankara; 01 Temmuz 2015
Kıbrıs Türk Kültür Derneği
Halk Sokak No:17/2 06420-Yenişehir/ANKARA-TÜRKİYE
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Powered by .NET